SİNİR SİSTEMİNİN KISA ANATOMİSİ
Sara ZARKO BAHAR, Edip AKTİN
Son
güncelleştirme tarihi: 22.02.2009
Sinir sisteminin merkezi ve periferik olmak üzere iki bölümü vardır. Merkezi
sinir sistemi de beyin ve medulla spinalisten oluşur. Embriyolojik dönemde
nöral tübün kaudal
parçasından medulla spinalis, rostral parçasından ise
önden arkaya doğru prosencephalon (ön beyin), mesencephalon (orta beyin) ve rhombencephalon (arka beyin) gelişir. Ön beynin
bölünmesi ile serebral hemisferler ve diensefalon
yapıları ortaya çıkar. Arka beyinden pons, bulbus (medulla oblongata) ve
serebellum gelişir. Merkezi sinir sisteminin mezensefalon,
pons ve bulbustan oluşan
parçasına beyinsapı adı verilir.
Merkezi sinir
sistemi ile onu çevreleyen zarlar kemik ile örtülüdür. Beyin, yassı kemiklerden
oluşan kafatası boşluğunda, medulla spinalis ise vertebral
kanalda yerleşmiştir. Merkezi sinir sistemini çevreleyen üç zar (meninks) vardır. Bu zarlar, dıştan içe doğru giderek
incelir ve sırayla dura mater, araknoid
(arachnoidea) ve pia mater adlarını alır.
Pia mater ile araknoid
arasında, içinde beyin-omurilik sıvısının (liquor
cerebrospinalis) dolaştığı boşluğa subaraknoid
aralık (SAA) adı verilir. Kalın ve esnemeyen bir zar olan dura materin kafa boşluğuna doğru iki uzantısı vardır. Bunlardan
tentorium cerebelli
kafa boşluğunu üst ve alt olmak üzere ikiye böler. Supratentoryal
bölgede serebral hemisferler, arka çukur adı da verilen infratentoryal
bölgede ise beyinsapı ve serebellum yer alır. İki
serebral hemisfer arasındaki dura mater uzantısına falx cerebri adı
verilir.
Serebral
hemisferlerin dış yüzüne bakıldığında beyin yüzeyinin çok sayıda girinti (sulcus) ve çıkıntıdan (gyrus)
oluştuğu görülür. Serebral hemisferler, ortasında falx
cerebri'nin yer aldığı bir yarık (fissura
longitudinalis cerebri)
ile birbirinden ayrılır. Yarığın alt bölümünde iki hemisfer arasındaki
bağlantıyı sağlayan yoğun lif demetlerinden oluşan corpus
callosum yer alır. Corpus
callosum, iki hemisfer korteksindeki
benzer noktaları bir ayna imajı gibi birbirine bağlar.
Her bir
hemisfer dört loba ayrılır. Bu loblar kendilerini
örten kemiklerin adını alır. Frontal lob Rolando (*)
yarığının (sulcus centralis)
önü ve Sylvius (**) yarığının (sulcus lateralis)
üstünde yer alır. Rolando yarığı ile fissura parieto-occipitalis arasındaki loba paryetal
lob adı verilir. Sylvius yarığının altında temporal
lob, temporal ve paryetal lobların
arkasında ise oksipital lob yer alır.
* Luigi ROLANDO (1773-1831): İtalyan
anatomist. Özellikle sinir sistemi anatomisindeki
çalışmalarıyla tanınmıştır. Frontal ve paryetal lobları ayıran santral fisür Rolando'nun adıyla anılır.
**Franciscus De Le Böe (SYLVIUS) (1614-1672): Hollandalı
hekim. Temporal lobu üstten sınırlayan lateral fisür
ile III. ve IV. ventrikülleri birleştiren aquaductus'u tanımlamıştır. Bazı tremorların istirahatte, bazılarının ise ancak harekette ortaya
çıktığına da dikkati çekmiştir.
Serebral hemisferlerin herhangi bir bölgesinde yapılan bir kesitin çıplak
gözle incelenmesinde en dıştaki ince bir tabakanın beynin iç kısımlarına göre
daha kırmızı-kahverengi olduğu görülür. Bu tabaka, gri maddeden (substantia grisea)
oluşan beyin korteksidir. Korteksin
kalınlığı 1.5-4.5 mm arasında değişir. Beyin korteksinde
10 milyardan fazla nöron olduğu hesaplanmıştır. Bazı bölgesel değişiklikler
göstermekle birlikte, beyin korteksi altı tabakadan
oluşur. Korteks altındaki beyaz madde (substantia alba)
içinde bazı gri madde adacıkları bulunmaktadır. Nucleus
caudatus ve nucleus lentiformis gibi gri madde yapılarına bazal nüveler
veya ganglionlar adı verilir (Şekil 2.1 ve 2.2).
Şekil 2.1. Serebral
hemisferlerin koronal kesiti.
Şekil
2.2. Serebral hemisferlerin horizontal kesiti
Sinir hücresine nöron denir. Nöron, sinir sisteminin parenkimal
hücresidir. İmpuls iletimini sağlayacak şekilde
özelleşmiş olan nöron, hücre gövdesi ve bazı uzantılardan yapılmıştır. Bu
uzantılardan kısa olanlarına dendrit adı verilir. Bir
nöronun bir veya çok sayıda dendriti olabilir. Dendritler impulsun hücre
gövdesine doğru iletimini sağlar. Nöronun akson denilen ve her nöron için tek
olan uzantısı ise sinir impulsunu gövdeden perifere doğru iletir. Birkaç milimetre uzunluğunda olan
aksonlar olduğu gibi boyu bir metreyi geçen aksonlar da vardır. Merkezi sinir
sisteminin ikinci grup hücrelerine glia veya nöroglia adı verilir. Astrosit, oligodendrosit (oligodendroglia)
ve mikroglia hücreleri bu gruba girer.
Substantia alba’da gri maddedeki
nöronların uzantıları yer alır. Sinir sistemi içinde impuls
iletimini sağlayan bu lifler projeksiyon, asosiyasyon
ve komisural olmak üzere üç gruba ayrılır. İki
hemisfer korteksindeki benzer bölgeleri birbirine
bağlayan corpus callosum komisural liflerden oluşur. Asosiyasyon
lifleri aynı hemisferin değişik kortikal alanlarını birbirine bağlar.
Projeksiyon lifleri ise inen (motor) ve çıkan (duyusal) sinir liflerinin
yaptığı sisteme verilen addır.
Beyin
kesitinde, nöral yapıların derinliğinde ventrikül adı verilen ve epandim hücreleri ile örtülü boşluklar göze çarpar.
Toplam dört
tane ventrikül vardır. Bunlardan iki tanesi hemisferlerin içine sağlı sollu
yerleşmiş olan yan ventriküllerdir. Beyin-omurilik
sıvısının (BOS) büyük bölümü yan ventriküllerdeki koroid pleksuslardan salgılanır.
Yan karıncıklar interventriküler foramenler
ile (Foramen Monro)
diensefalonun ortasında yer alan üçüncü ventriküle açılır. Üçüncü ventriküle
geçen BOS aquaductus Sylvii
aracılığı ile ponsla serebellum arasındaki
dördüncü ventriküle, buradan da foramen
Magendie ve Luschka
yoluyla beyin ve m. spinalisi çevreleyen subaraknoid aralığa geçer (Şekil
2.3 ve.2.4).
Şekil 2.3.
Ventrikül sistemi
Şekil 2.4. Beyin
omurilik sıvısı dolanımı
Diensefalon beyinsapının rostralinde, serebral hemisferlerin derinliğinde yer alır. Diensefalondaki en büyük ve önemli nöral yapı çok sayıda nukleustan oluşan talamustur. Talamus üçüncü ventrikülün iki yanında bulunan yumurta şeklinde bir
yapıdır. İlerde görüleceği gibi, talamus somato-sensoriyel duyular, görme ve işitme impulslarının
kortekse ulaşmadan önceki durağıdır. Talamusun bu
spesifik çekirdeklerinden kalkan nöronlar da serebral korteksin
bu duyularla ilgili alanlarına projete olurlar. Bu
alanlar somato-sensoriyel
duyular için paryetal, görme için oksipital, işitme
için de temporal kortekstedir. İşte, değişik duyular
için ayrı ayrı traktuslarla talamusun spesifik
çekirdeklerine ulaşan, oradan da korteksin belirli
duyu alanlarına varan bu sisteme spesifik projeksiyon sistemi adı verilir. Bu
sistemin yanısıra, beyinsapının
üst bölümünden ve talamustaki dağınık çekirdek gruplarından kalkıp korteksin her tarafına yaygın bir şekilde dağılan ve onun
sürekli bir uyarılma halinde olmasını sağlayan ikinci bir projeksiyon sistemi
daha vardır. Buna difüz veya spesifik olmayan projeksiyon sistemi denir. Lezyonunda kişinin uyanıklık durumunda bozukluk görülür.
Beyinsapı serebellumun önünde yer alır ve sinir lifi demetlerinden oluşan üst, orta
alt olmak üzere üç çift serebellar pedünkül
aracılığıyla serebelluma bağlanır. Beyinsapı içinde
inen (motor) ve çıkan (duyusal) liflerin yaptığı traktuslar ile kranyal sinir çekirdekleri bulunur.
Mezensefalon beyinsapının en üst bölümünü
oluşturur. Üçüncü (N. Oculomotorius) ve IV. (N.
Trochlearis) kranyal
sinirlerin nukleusları buradadır.
Pons, beyinsapının en geniş parçasıdır. Beşinci (N.
Trigeminus), VI. (N. Abducens),
VII. (N. Facialis) ve VIII. (N. Stato-Acusticus) kranyal sinir çekirdekleri ponsta
yer alır.
Ponsun alt sınırı ile foramen magnum
arasında kalan beyinsapı parçasına bulbus adı verilir. Dokuzuncu (N. Glossopharyngeus),
X. (N. Vagus), XI. (N. Accessorius)
ve XII. (N. Hypoglossus) kranyal
sinir çekirdekleri de bulbustadır (Şekil 8.1 ,8.2).
Rolando yarığının önündeki motor korteksten
başlayarak m. spinalisin ön boynuz hücrelerinde sonlanan kortiko-spinal
traktus (piramidal yol) bulbusun alt ucunda
çaprazlaşarak decussatio pyramidum'u
oluşturur.
Serebellumun
ortada vermis ve iki yanda serebellar hemisferler adı
verilen üç parçası vardır. Kesitine bakıldığında, serebral hemisferlerde olduğu
gibi, dışta daha koyu renkte serebellar korteks,
altında beyaz madde ve bunun içinde gri madde çekirdeklerinin bulunduğu
görülür.
M. spinalis foramen magnum seviyesinde bulbusun alt ucundan başlar ve lomber birinci vertebra korpusunun altında sonlanır. Bu sonlanım bölümüne conus medullaris
adı verilir. Omurilik vertebral kanal içinde yer alır
ve intrakranyal oluşumlar gibi meninksler
ile örtülmüştür. M. spinalis'in L1-L2 vertebralar arasında sonlanmasına karşın
çevresindeki subaraknoid aralık ikinci sakral vertebraya kadar uzanır (Şekil
7.7). Omuriliğin transvers kesintinde ortada, ön
bölümleri daha geniş olan kelebek şeklinde bir gri madde kitlesi dikkati çeker.
Beyaz madde dıştadır ve gri maddeyi çepeçevre sarar. Burada sinir liflerinin
yaptığı fasikuluslar yer alır. Gri maddenin ortasında
epandim hücreleri ile çevrili canalis
centralis bulunur (Şekil 2. 5).
Şekil 2.5. Medulla spinalis kesiti
Gri madde içinde, beyinde olduğu gibi, hücre gövdeleri ve uzantıları yer
almıştır. Gri maddenin öndeki çıkıntılarına ön boynuz, arkadaki çıkıntılarına
da arka boynuz adı verilir. Omuriliğin beyaz maddesi boynuzların yaptığı
çıkıntılarla funikulus veya kordon adı verilen
bölümlere ayrılmış gibidir. Arka boynuzlar arasında arka, ön boynuzlar arasında
ön, arka ve ön boynuzların arasında ise yan kordonlar yer alır. Kordonlardaki
inen (motor) ve çıkan (duyusal) traktuslar Felçler ve Duyu Bozuklukları
bölümlerinde ele alınmıştır .
Omuriliğin
servikal ve lomber parçalarında intumescentia
cervicalis ve i. lumbalis
denilen birer şişkinlik dikkati çeker. Bu şişkinlikler kol ve bacak sinirlerini
oluşturan duyusal ve motor liflerin m. spinalis'e girdiği ve çıktığı bölgeler
olup gri madde, hücre yoğunluğu nedeniyle, bu hizalarda daha geniştir.
M. spinalisin
ön ve arka radiksleri intervertebral foramenler hizasında birleşerek spinal sinirleri yaparlar.
Omurilik boyunca herhangi bir segmenter bölünme
olmadığı halde sağlı sollu 31 çift spinal sinir dıştan bakıldığında m.
spinalise segmenter bir görünüm verir. Bu nedenle
omuriliğin 31 segmenti olduğu kabul edilir. Bunların
8'i servikal, 12'si dorsal, 5'i lomber, 5'i sakral, 1'i de koksigealdir.
Spinal
sinirler mikst sinirlerdir. Duyusal impulsları taşıyan spinal sinir lifleri arka radiks olarak m. spinalise ulaşır. Omuriliğin ön boynuz
hücrelerinden başlayan motor lifler ise ön kökleri oluştururlar. Ön boynuzdaki
bu motor nöronlar kortiko-spinal yollar (I. motor
nöron) aracılığı ile buraya ulaşan motor impulsları
çizgili kasa taşırlar. Motor nöronların yaptığı ve ön boynuzdan iskelet kasına
kadar uzanan bu sisteme periferik motor nöron (II. motor nöron) adı
verilir (Bakınız: Felçler ). Periferik
sinirler içinde seyreden ve çevreden gelen impulsları
m. spinalise taşıyan duyusal liflerin hücre gövdeleri ise arka kök üzerinde yer
alan spinal gangliyonlardadır (Şekil 2.5) (Bakınız: Duyu Bozuklukları ).
Ön ve arka radiksler spinal subaraknoid aralıkta bulunurlar. Servikal
bölge dışındaki radiksler aynı sayılı vertebra korpusunun altından geçerek
spinal kanal dışına çıkar. Örneğin L2 radiksi
L2 ile L3 vertebralar arasındaki intevertebral
foramenden geçer. Yukarda belirtildiği gibi erişkinde
m. spinalis L1 vertebranın alt kenarı hizasında sonlandığından
lomber ve sakral radiksler kendi foramenlerine
ulaşana kadar subaraknoid aralık içinde aşağıya yönelirler. Bu radikslerin omurilik sonlandıktan sonraki görünümü at
kuyruğuna benzetilerek cauda equina olarak adlandırılır.
Bazı spinal
sinirler bir araya gelerek brakyal ve lumbosakral pleksusları
oluştururlar. Buradan da kol ve bacağa giden periferik sinirler doğar. Örneğin
kolun başlıca sinirleri olan n. radialis, n.
medianus ve n. ulnaris
brakyal pleksusun
dallarıdır.
Kalp kası, iç
organlar ve damarların düz kasları ve dış ifrazlı salgı bezleri otonom sinir
sisteminin yönetimi altındadır. Otonom sinir sisteminin sempatik ve parasempatik
olmak üzere iki parçası vardır. İskelet kasını uyaran spinal sinirler yukarda
belirtildiği gibi, doğrudan kasta bulunan ve terminal plak adını alan motor
sonlanma bölgesine varırlar (Bakınız: Felçler). Oysa otonomik (vejetatif) sinir lifleri için durum farklıdır. Merkezi
sinir sistemindeki vejetatif merkezlerden başlayan
otonomik lifler, ilgili organa varmadan önce merkezi sinir sistemi dışındaki
sempatik veya parasempatik ganglionlarda sonlanır. Bu
liflere preganglionik lifler denir. Ganglionlardaki nöronların uzantısı olan ve postganglionik adı verilen sinir telleri ise kalp kası, düz
kas ve salgı bezlerinde çıplak sinir uçları halinde son bulur. Merkezi sinir
sisteminde otonom sinir sistemini düzenleyen önemli yapılardan biri diensefalonda yer alan hipotalamustur.
Beyinsapı ve m. spinaliste de bazı nörovejetatif merkezler bulunmaktadır. Otonom sinir
lifleri, II. motor nöron aksonları gibi, kranyal ve
spinal sinirler içinde seyrederek perifere giderler.
Parasempatik lifler taşıyan kranyal sinirler ilgili
bölümde ele alınacaktır (Bakınız: Kranyal
Sinirler).