DUYU BOZUKLUKLARI

Yazanlar: Sara ZARKO BAHAR, Edip AKTİN

Son güncelleştirme tarihi: 12.01.2001


Genel Bilgiler

Klinik nörolojideki belli başlı duyu bozukluklarını ele almadan önce duyu çeşitlerini (duyu modaliteleri) ve duyu yollarının anatomisini kısaca gözden geçirmek gerekir. Aşağıda duyu modalitelerinin basit bir sınıflandırılması verilecektir:

Viseral (interoseptiv) duyulardan burada söz edilmeyecektir. Görme, işitme, koku ve tad gibi özel duyu şekilleri kranyal sinirler bölümünde gözden geçirilecektir.

Periferik sinirler içindeki duyu liflerinin hücre gövdeleri spinal sinirlerde arka köklerin üzerindeki spinal ganglionlarda, kranyal sinirlerde ise özel adlarla anılan ganglionlarda yeralır (Trigeminal sinirin Gasser ganglionu gibi).

Spinal ganglionlardaki nöronların santral uzantıları arka köklerle m. spinalis’e girerler ve değişik duyu modalitelerine göre farklı bir yol izleyerek Rolando yarığının arkasında parietal kortekse ulaşırlar.

1. Ağrı ve ısı duyusunu ileten teller m. spinalis arka boynuzunda sinaps yaparlar. Buradan kalkan ikinci duyusal nöronun uzantıları canalis centralis'in önünde çaprazlaşıp lateral spino-talamik traktusu oluşturarak ipsilateral talamusun ventro-lateral çekirdeğine varırlar. Talamustan kalkan üçüncü dizi duyusal nöronlar post-rolandik kortekse ulaşırlar.

Yüzün ağrı ve termal duyusunu taşıyan lifler ise n. trigeminus’un duyusal ganglionu olan Ganglion Gasseri’den kalkıp ponsa girerler. Aşağıya doğru yönelen bu teller n. trigeminus’un inen kökünü (spinal traktus) oluşturup aynı adı taşıyan uzun teller n. trigeminus’un inen kökünü (spinal traktus) oluşturup aynı adı taşıyan uzun bir çekirdekte sonlanırlar. İkinci duyusal nöronun uzantıları çaprazlaşarak karşı talamusun ventro-lateral çekirdeğinde sonlanırlar. Üçüncü duyusal nöronların aksonları buradan başlayarak post-rolandik kortekse projete olurlar (Şekil 14).

Şekil 14. Ağrı ve ısı duyusunu ileten yollar (lateral spino-talamik traktus)

 

Lateral spino-talamik traktustaki aksonların belirli bir dizilişleri vardır. En alttan, sakral dermatomlardan gelen teller yukarıya doğru bütün yol boyunca bu traktusun en dış kısmında yer alırlar. Dorsal bölgeden gelen teller ortada, servikal dermatomlardan kaynaklanan lifler ise iç kısımda bulunurlar (Şekil 15).

 

Şekil 15. Duyu yolları içinde somatotopik diziliş.

 

Bu nedenle m. spinalis’i servikal bölgede dıştan bastıran bir tümör önce sakral telleri tutar ve hastadaki duyu kusuru yalnızca perianal bir his bozukluğundan ibaret olabilir.

1. Dokunma duyusuyla ilgili bir bölüm lifler de, tıpkı ağrı ve ısı yolları gibi çaprazlaşarak yukarı çıkarlar. Bunlar m. spinalis’te anterior spino-talamik traktusu yaparlar. Bu tellerin basit dokunma duyusunu ilettikleri sanılmaktadır (Şekil 16).

 
Şekil 16. Basit ve diskriminatif dokunma duyusuyla bilinçli derin duyuları taşıyan yollar.

 

2. Bilinçli derin duyuları taşıyan aksonlar ise arka boynuzlarda sinaps yapmadan ve çaprazlaşmadan aynı taraftaki arka kordon içinde yukarı çıkarlar. Bunlar bulbusun üst ucundaki nucleus gracilis ve n. cuneatus’ta sonlanırlar. Buradan kalkan ikinci dizi nöronların aksonları çaprazlarını yapıp karşı talamus ventro-lateral çekirdeğine varırlar. Buradaki üçüncü dizi nöronların uzantıları ise post-rolandik kortekse varırlar (Şekil 15, 16).
Vücutta dokunulan yerin lokalizasyonu ve iki nokta ayırımını sağlayan diskriminatif dokunma duyusunu ileten bir bölüm aksonlar da aynı yolu izleyip benzer sinapslar yaparak kortekse ulaşırlar (Şekil 16).

Bazı Terimlerin Açıklanması

Klinikte görülen başlıca duyu bozukluğu tiplerini gözden geçirmeden önce bazı terimleri tanımlamak uygun olacaktır :

Parestezi : İğnelenme, karıncalanma, yanma, keçelenme gibi sübjektif duyulardır.

Hipoestezi, anestezi: Dokunma duyusunun azalması veya kaybını ifade eder.

Hipoaljezi, analjezi : Ağrı duyusunun azalması veya kaybı anlamına gelir.

Termoanestezi : Soğuk ve sıcak gibi termal duyuların alınamayışı demektir.

Hiperestezi: Taktil uyaranlara karşı aşırı duyarlık.

Hiperaljezi: Ağrılı uyaranlara karşı aşırı duyarlık.

Hiperpati: Bir çeşit hiperaljezidir. Talamus sendromunda görülür. Hasta vücut yarısında ağrı eşiği yükselmiştir. Fakat uyaran eşiği aştığı zaman aşırı, nahoş ve dayanılması güç bir ağrı uyandırır.

Fantom ağrısı (Phantom limb pain): Kol veya bacak ampütasyonlarından sonra ampüte ekstremitenin yerinde hissedilen çok rahatsız edici ağrılı duyu.

Kozalji: Sempatik tellerden zengin periferik sinirlerin (örneğin n. medianus) kısmi lezyonlarında görülen sürekli ve dayanılması güç yanıcı ağrı.

Yansıyan ağrı (Referred pain): Çeşitli iç organların hastalıklarında görülen vücut yüzeyinde belirli bir alana vuran ağrılar: Kalp ağrılarının sol kola vurması gibi.

BAŞLICA DUYU BOZUKLUĞU TİPLERİ

1. Periferik Sinirler
Periferik sinirlerin büyük kısmı mikst sinirlerdir, motor ve duyusal teller taşırlar. Bunlar bütün vücutta belirli alanların duyusal inervasyonunu sağlarlar. Şekil 17 A ve 17 B' de periferik sinirlerin ve spinal köklerin inervasyon alanları görülmektedir.
 

Şekil 17 a. Dermatomlar ve periferik duyusal sinirlerin inervasyon alanları. Önden görünüş: Vücudun sağında dermatomlar, solunda başlıca periferik duyu sinirlerinin deri alanları görülüyor.

Şekil 17 b. Dermatomlar ve periferik duyusal sinirlerin inervasyon alanları. Arkadan görünüş: Vücudun solunda dermatomlar, sağında başlıca periferik duyu sinirlerinin deri alanları görülüyor.


Tek bir periferik sinirin lezyonunda duyu kusurunun yanısıra, motor liflerin de tutulması sonucu, felçler ve kas atrofileri de görülür. Ayrıca hastalanan sinirle ilgili refleks kavsi de bozulacağından tendon refleksleri azalmış veya kaybolmuştur.

Polinöropati çok değişik etyolojik faktörlere bağlı olarak birden fazla periferik sinirin az veya çok simetrik şekilde hastalanması demektir. Motor ve duyusal lifler birlikte tutuduğunda kas gücünde azalma, duyu kusuru ve tendon reflekslerinin alınmayışı beraberce görülür. Bununla beraber, bazı polinöropatilerin başlıca motor, bazılarının da başlıca duyusal olabileceğini unutmamalıdır. Bu durumda, duyusal veya motor kusur ön plana geçer. Polinöropatilerde duyu kusuru ellerde eldiven, bacaklarda çorap şeklindedir, yani distal bir yerleşim gösterir (Şekil 18, 1). Hastalar ayrıca el ve ayaklarında ağrı ve çeşitli parestezilerden yakınırlar.

Şekil 18. Başlıca duyu bozukluğu tipleri: 1. Polinöropati, 3/A. Transvers m. spinalis lezyonu, 3/B. Brown-Séquard sendromu, 3/C. Sirengomiyeli, 3/D. Eğer şeklinde anestezi, 4. Beyin sapı lezyonunda çapraz duyu kusuru, 5. Talamus ve çevresi lezyonlarında duyu kusuru.

 

2-Spinal Kökler

Her spinal kökün vücutta belirli bir duyu alanı vardır. Bu alanlara dermatom adı verilir. Dermatomlar gövdede birbirine paralel horizontal bantlar halindedir. Kol ve bacakta ise ekstremitenin uzun aksı boyunca uzanırlar (Şekil 17 A, B). Bir fikir vermek için omuzların C4 , meme hizasının D3 , göbeğin D10 , kasığın ise L1 dermatomuna uyduğunu söyleyebiliriz.

Tek bir kökün hastalanmasında belirgin bir duyu kaybı görülmez. Bunun nedeni her dermatomun inervasyonuna bir üst ve alt kökün de katkıda bulunmasıdır.

Spinal kök hastalanmasında önemli bir yakınma da radiküler ağrılardır. Bunlar kol ve bacaklarda uzunlamasına, gövdede ise kuşak şeklinde (çember gibi) yayılan ağrılardır. Öksürme ve ıkınma gibi BOS basıncını arttıran hareketler ağrıyı şiddetlendirir.

Radiküler ağrılar m. spinalis basılarında bası düzeyi bakımından önemli bir ipucu olabilir. Bir hastada gittikçe ilerleyen piramidal bir paraparezi ve sfenkter kusuru örneğin ksifoid çıkıntı hizasında çember şeklinde ağrılarla birlikte gidiyorsa D6 sinir kökü düzeyinde bir medulla basısı akla yakın bir olasılıktır.

3. Medulla Spinalis Hastalıklarında Duyu Kusuru

A-Gövdede belirli bir düzeyin altında bütün duyu modelitelerinin kaybı mı, spinalis’in tranvers bir lezyonunu gösterir. Hemen daima piramidal parapleji ve sfenkter kusuruyla birliktedir. (Şekil 18,3/A). Duyu kusurunun üstünde hiperestezik bir band bulunabilir.

Burada önemli bir nokta duyu kusurunun üst sınırının hangi dermatoma uyduğunun tesbitidir. Bu, Şekil 17’ye bakılarak kolayca anlaşılır. Bir dermatom m. spinalis’in aynı segmentine uyduğundan olayın üst sınırı bu segmentte demektir. Söz konusu medulla segmentinin hangi vertebra korpusu ve processus spinosus’unun altında bulunduğunun bilinmesi de önem taşır. Böylece, bir motor duyusal paraplejide lezyonun hangi vertebra hizasında bulunduğu tayin edilebilir. Nöroradyolojik inceleme gerekiyorsa özellikle bu bölge incelenecek demektir. (Medulla spinalis segmentleriyle vertebra korpusları veya processus spinosus’ları arasındaki ilişki için Şekil 19’a bakınız).

Şekil 19. M. spinalis segmentleri ve radikslere vertebraların ilişkileri.

 

Örneğin bir paraplejide duyu kusuru üst sınırının göbeğe kadar çıktığını düşünelim. Göbek D 10 dermatomuna, bu dermatom da m. spinalis ‘in D10 segmentine uymaktadır. Şekil 19’a göre bu segmentin üzerinde D8 vetebra korpusu bulunmaktadır. Öyleyse, tabloda bir medulla basısı olasılığı öngörülüyorsa bu vertera bölgesinin röntgeni çekilecek ve bilgisayarlı tomografisi yapılacak, miyelografide özellikle bu bölge incelenecektir.

B- Brown-Sequard sendromunda duyu kusuru: M. spinalis’in sağ veya sol yarısını tutan lezyonlarda ortaya çıkan bir tablodur. Lezyonun karşı tarafında vücutta belirli bir düzeye kadar çıkan analjezi ve termo-anestezi (lateral spino-talamik yol lezyonuna bağlı) vardır. Lezyon tarafında ise vibrasyon, pozisyon ve pasif hareket duyu bozukluğuyla (arka kordon tutulması) birlikte piramidal tipte felç vardır (kortiko spinal yolun tutulması). (Şekil 18, 3/B ve Şekil 20).

Brown-Sequard sendromunda lezyonun üst düzeyi ve vertebra ile ilişkisi bir önceki örnekte olduğu gibi hesaplanır.

Tipik bir Brown-Sequard sendromu seyrek görülmekle birlikte m. spinalis ‘in bir yarısını öbür yarısına göre daha çok tutan lezyonlarda benzer tablolara rastlanır.

 

Şekil 20. Tabes, sirengomiyeli ve Brown-Séquard sendromunda omurilik lezyonunun anatomik yerleşimi.

 

C- Zırh veya pelerin şeklinde duyu kusuru : M. spinalis’te canalis centralis civarındaki lezyonlarında görülür. Sirengomiyeli bunun iyi bir örneğidir. Bu alanda ağrı ve ısı duyusu kaybolmuştur. Bu iki duyu modalitesini taşıyan sinir lifleri kanalın önünde çaprazlaşırken sirengomiyelik kavite nedeniyle kesintiye uğramıştır. Derin duyu sağlam kalır. Dokunma duyusunu ileten tellerin bir bölümü arka kordonda yol alındığından bu duyu da bozulmaz. En çok sirengomiyelide görüldüğü için bu tip bölümü duyu kusuruna sirengomiyelik disosyasyon adı verilir.

En sık rastlandığı servikal bölgede sirengomiyelik kavite genellikle kortikospinal traktusu, ön boynuzu ve silyo-spinal merkezi de (göze giden sempatik sinir tellerinin çıktığı yer) bastırıldığından sırasıyla piramidal bulgular, el kaslarında atrofi ve C. Bernard-Horner sendromu da duyu kusuruna eşlik eder (Şekil 18,3/C ve 20).

D- Eyer şeklinde anestezi: Perianal bölgeyi ve gluteusları içine alır. Cauda equina ve conus medullaris lezyonarında görülür. Genellikle, belirgin sfenkter kusuru ve Aşil reflekslerinin kaybıyla beraberdir (Res. XII-18, 3/D).

E- Derin Duyu Bozukluğuyla Giden Medulla Spinalis Hastalıkları

Tabes dorsalis : Spinal arka köklerin sifilitik hastalığı sonucu arka kordonların dejenerasyonuna bağlıdır (Res.XII-20). Pozisyon, vibrasyon ve pasif hareket duyuları özellikle bacakarda ileri derecede bozulmuştur. Göz kontrolu ortadan kalktığı için hasta karanlıkta yürümekte güçlük çeker. Romberg (16) delili de pozitiftir. Ayrıca derin ağrı duyusu kaybolmuştur. Aşil tendonu ve testislerin sıkılması ağrısızdır. Şiddetli radiküler ağrılargörülebilir. Patella ve Aşil refleksleri alınmaz. Argyll Robertson (17) pupillası tesbit edilebilir.

16. Moritz Heinrich ROMBERG (1795-1873): Alman hekimi. Akondroplazinin klasik tanımını yapan teziyle Berlin Tıp Fakültesini bitirdi. Memleketinde nörolojinin kurucularındandır. İlk sistemli nöroloji kitaplarından sayılna “Lehrbuch der Nervenkrakheiten des Menschen” i 1840-1846 yılları arasında yayınlanmıştır. Tabes dorsalis ve progresiv fasyal hemiatrofideki (Parry-Romberg Sendromu) çalışmalarıyla tanınır. Tabesli hastaların gözlerini kapattıkları zaman dengelerini kaybedip ayakta duramamaları Romberg belirtesi adını taşır. Berlin’de 1831 ve 1837 de patlak veren kolera salgınlarındaki büyük hizmetleri ve özverisiyle de ün yapmıştır.

17. Douglas Moray Cooper Lamb ARGYLL ROBERTSON(1837-1909): İskoçyalı hekim. Siinir sistemi frengisinde görülen ve kendi adını taşıyan pupilla değişikliği ile tanınmaktadır.

Medulla spinalis’in subakut kombine dejenerasyonu (Nöro-anemik sendrom):

B12 vitamini eksikliği sonucu ortaya çıkan bir medulla spinalis hastalığıdır. B12 vitamini eksikliği m. spinalis dışında beyin, periferik sinir ve optik sinir lezyonlarına da neden olabilir. M. Spinalis’te arka kordon ve piramidal yollar hastalanır. Hastalığın erken belirtisi genellikle el ve ayak parmaklarında uyuşma, karıncalanma gibi paresteziler ile derin duyu kusurlarıdır. Tendon reflekslerinde artma ve patolojik refleksler görülür. Hematolojik incelemelerde pernisyöz aneminin bulunmadığı durumda kesin tanıya B 12 vitamini emiliminin bozulduğunu gösteren Schilling testi ile gidilir.

4. Beyin Sapı Lezyonlarında Duyu Kusuru

En sık görülen şekli yüzün bir yarısında ve karşı taraftaki kol, bacak ve gövdede ağrı ve ısı duyusunun kaybolmasıdır. Dokunma duyusu sağlamdır (Şekil 18, 4). Bu çapraz duyu kusuru n. trigeminus’un inen duyusal traktusu ile lateral spino-talamik lezyonuna bağlıdır. Genellikle bulbusun yan bölümdeki infarkt sonucu görülür. Tabloya başka beyin sapı belirtileri de eşlik eder. (Wallenberg Sendromu).

5. Talamus ve Çevresi Lezyonlarında Duyu Kusuru

Karşı vücut yarısında, yüzü de içine alacak şekilde, bütün duyu modaliteleri kaybolmuştur. Tabloya genellikle hemipleji teşkil eder. Duyu kusuru ve hemipleji vücudun aynı tarafındadır.

6. Paryetal Lob Lezyonlarında Duyu Kusuru

Paryetal lobun işlevi elemanter duyu modalitelerini algılamaktan çok bunların entegrasyonu sağlamak ve nüanslarını yorumlamaktır. Hastalığında ağrı ve ısı gibi elementer duyu çeşitleri bozulmaz, çünkü bunlar talamus düzeyinde alglanırlar. Korteks lezyonlarında stereognozi, iki nokta ayırımı, grafestezi, taktil lokalizasyon gibi daha üst düzeydeki duyusal işlevler bozulmuştur. Taktil inatansiyon görülür. Bu tip duyu kusuruna kortikal duyu bozukluğu adı verilir. Kortikal duyu “Duyu Muayenesi” bölümünde daha ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

7. Histerik Duyu Kusuru

Bunlar genellikle hiçbir nöroanatomik temele dayanmayan duyu kusurlarıdır. Örneğin, omuzdan veya dirsekten aşağı, üst sınırı kalemle çizilmişcesine net bir anestezi görülür. Telkin veya hastanın dikkatini başka yere çekmekle anestezi alanında değişiklik olabilir. Bir vücut yarısında duyu kusurundan şikayet eden bir hasta başın veya sternumum o yarısında diyapazonu hiç algılamadığını söyleyebilir. Hastayı, örneğin gözleri kapalı iğne ile muayene ederken duyduğu zaman “Evet”, duymadığı zaman da “Hayır” demesini istemek de bazı hastalarda problemi çözmede hala işe yarayan eski bir uygulamadır.

BAZI AĞRILI SENDROMLAR

LOMBER DİSK HERNİSİ

İntervertebral diskler fıtıklaşarak sinir köklelrini bastırabilirlerr. Sıklık bakımından lomber bölge başta gelir. Bu gölgede de en sık L4-L5 ile L5-S1 arasındaki diskler fıtıklaşır. Başlıca şikayet belden bacağın arkasına vuran radiküler ağrılardır. Bu ağrılar ıkınma, öksürme gibi BOS basıncını arttıran nedenlerle şiddetlenir. Olayın bir kök kompresyonu olmasına karşın siyatalji (siyatik ağrısı) deyimi bugün de kullanıla gelmektedir. Hasta bacağın, dizi kırmadan yukarıya kaldırılması ağrı doğurur (Lasegue delili). Klinikte görülen tabloların büyük bir kısmında bu ağrılı şikayetler dışında objektif nörolojik bulgu yoktur. Bununla birlikte, ilerlemiş kök basılarında L5 veya S1 dermatomlarında hipoestezi düşük ayak, aşil refleksinin kaybı görülebilir.

ZONA

Varicella-Zoster virüsünün spinal ve kranyal sinirlerin duyusal ganglionların ve radiksleri hastalandırılmasına bağlıdır. Sıklıkla torasik bölgede görülür. Göğsün bir yarısında enlemesine yayılan ağrılarla başlar. Muayenede ağrıyı açıklayacak bir bulgu yoktur. Aradan birkaç gün geçince ilgili dermatomda vezikül tarzında döküntülerin ortaya çıkması tanıyı koydurur. Zamanla ağrılar kesilir, veziküller kuruyup kabuklanır ve hastalık şifa bulur. Bununla birlikte, özellikle yaşlılarda, zonanın ardından uzun süren çok şiddetli ağrılar kalabilir. Buna post-herpetik nevralji denir. Zona daha az oranda n. trigeminus‘un oftalmik dalında, kol ve bacakta da görülebilir.

 
Şekil 20b. Bacak dış yüzünde zona döküntüleri.


TRİGEMİNUS NEVRALJİSİ

Orta yaşlardan sonra görülür. Yüzün bir yarısında çok şiddetli, fakat saniyeler içinde gelip geçen saplanıcı ağrılar şeklindedir. Yüz yıkamak, traş olmak, diş fırçalamak ve iğnemek ağrıyı provoke eder. N. trigeminus ‘un organik lezyonunu düşündüren objektif belirti bulunmaz: Yüzde duyu kusuru, çiğneme kaslarında zaaf yoktur, kornea refleksi normaldir. Bu tabloya idyopatik trigeminus nevraljisi adı verilir.

İdyopatik trigeminus nevraljisine benzeyen, fakat bir dakikadan fazla süren ve/veya objektif nörolojik bulguyla giden yüz ağrılarının altında muhakkak organik bir neden aranmalıdır. Bu tip ağrılara semptomatik trigeminus nevraljisi denir.

Glossofaringeal Nevralji

Çok seyrek görülür. Ağrının nitelikleri trigeminus nevraljisine benzer, fakat lokalizasyonu değişiktir. Tonsilla ve farinks duvarında hissedilir, kulağa doğru vurur. Başka bir fark da, yutma hareketinin ağrıyı provoke etmesidir.

BAŞ AĞRISI

Aşağıda, oldukça sık görülen bazı baş ağrısı tipleri ele alınacak ve yalnız tanı bakımından önem taşıyan klinik özellikler üzerinde durulacaktır.

Menenjit ve Subaraknoid Kanamalarda Baş Ağrıları

Burada baş ağrısının akut veya subakut başlaması; ense sertliği ile diğer meninks iritasyonu belirtilerinin ve kusmanın bulunması başka tip baş ağrılarından ayırmada yardımcı olabilir. İkisi arasında kesin bir ayırım yapmada güçlük çekilebilir. Ateş subaraknoid kanama da görülebilir. Baş ağrısının “hiçbir şikayeti olmayan bir hastada birdenbire” başlaması subaraknoid kanamayı düşündürür. BOS incelemesi problemi çözer (Olgu Örnekleri, No.6 ve 7 ‘ye Bk).

KİBAS ve İntrakranyal YKL Baş Ağrıları

İntrakranyal basınç artmasına bağlı baş ağrılarının sabahları kalkınca daha belirgin olduğu; gün boyunca giderek azaldığı; baş hareketleri ve öksürme, ıkınma gibi durumlarda arttığı söylenir. Bununla bereber, baş ağrısını niteliklerinden çok yerleşme şekli ve zaman içide eklenen diğer yakınma ve bulgular büyük önem taşır. Eskiden bilinen bir şikayeti olmayan bir kişi günün birinde ortaya çıkıp zamanla şiddetlenen baş ağrısından yakınıyorsa, hele buna bir süre sonra ilerleyici hemiparezi, afazi gibi fokal belirtiler ekleniyorsa, ilk akla gelecek olasılık intrakranyal YKL’dir.

Bir süre önce geçirilmiş kafa travması, kanser ameliyatı veya kronik bir enfeksiyon kaynağı olan bir kişi yukardaki anemnezi veriyorsa düşünülecek ilk olasılıklar, sırasıyla, subdural hematom, metastatik beyin tümörü ve beyin absesidir. Bu durumda gözdibinde papilla ödemi görülmesi tanıyı destekler, kranyal bilgisayarlı tomografi (BT) genellikle tanıyı kesinleştirir.

Migren

Nöbetler halinde gelen bir baş ağrısıdır. Hasta nöbetler arasında tamamen normaldir. Genellikle genç yaşlarda başlar. Ekseriya ailenin başka üyeleri de migren atakları tarif ederler. Sıklığı çok değişiktir. Uzun yıllar içinde birkaç nöbet geçiren hastaların yanısıra birkaç günde bir baş ağrısı tutan hastalar da vardır. Bazı hastalar ağrı başlamadan önce görme alanının bir bölümünde ışıklar, parıltılı noktalar görülürler. Bazıları da hemianopsi veya bir gözün görmemesi şeklinde vizüel prodromlardan bahsederler. Baş ağrısı genellikle bu ön belirtiler geçtikten sonra ortaya çıkar. Vakaların büyük bölümünde ise baş ağrısı hiçbir prodrom belirtisi olmadan görülür. Ağrı, alın, şakak ve göz çevresindedir. Sıklıkla tek taraflı, bazen de bilateraldir. Tek taraflı ise bazı nöbetlerde sağ, bazılarında da soldadır. Ağrının taraf değiştirmesi büyük önem taşır.

Uzun yıllardan beri migrene benzeyen nöbetler geçiren bir hastada ağrının daima aynı tarafta olması, altında organik bir beyin hastalığı (genellikle vasküler malformasyon) olabileceğini düşündürmeli, hasta mutlaka incelenmelidir.

Migren ağrıları genellikle zonklayıcıdır. Saatlerce veya bir gün kadar sürer. Birkaç gün devam edenleri de vardır. Bulantı ve kusma görülebilir.

Histamin Baş Ağrısı

Histamin baş ağrısı (Cluster headache= küme baş ağrısı, migrainous neuralgia) devreler halinde gelen baş ağrısı nöbetleri ile karekterizedir. Birkaç hafta süren baş ağrılarından sonra hastanın aylar veya yıllar boyunca hiçbir şikayeti olmaz. Ardından, tekrar haftalar süren yeni bir ağrılı devre gelir. Her ağrılı devrede hasta hemen her gün 15 dakika ile 1-2 saat süren birkaç baş ağrısı nöbeti tarif eder. Nöbetlerin gösterdiği bu kümeleşme nedeniyle hastalık cluster headache (cluster= demet, salkım, küme) adını almıştır. Ağrı göz çevresi, alın ve yüzün üst kısmına lokalizedir. Aynı taraf gözde yaşarma, o taraf burun deliğinde tıkanma dikkati çeker. İpsilateral Claude Bernard (18)-Horner (19) sendromu görülebilir.

18. Claude BERNARD (1813-1878): Fransız fizyologu. Önce edebiyatla uğraştı. Ancak otuz yaşında doktor olabildi. Fizyolojinin hemen her konusuyla ilgilendi. Pasteur onun için “O fizyolog değil, fizyolojinin ta kendisidir” der. Dördüncü ventrikül tabanına iğne batırılmasıyla glikozüri görüldüğünü tesbit etmiştir. Kürar üzerinde çalışmaları vardır. Boynun sempatik zincirinin lezyonunda görülen sendrom C. Bernard ve Horner’in adlarıyla anılmaktadır. Tıpta deneysel çalışmanın yeri ve uygulamasını inceleyen ünlü kitabı tıbbi metodolojinin klasikleşmiş eserlerindendir.

 

19. Johann Friedrich HORNER (1831-1886): İsviçreli göz hekimi. C. Bernard ve kendi adıyla anılan sendromu tanımlamıştır.

 

Görüldüğü gibi, gerek migren ve gerekse cluster headache’te tanıyı doğrulayan nörolojik bulgu veya inceleme metodu yoktur. Ancak hastanın hikayesinin sabırla dinlenmesi, yukarda sayılan özelliklerin inceden inceye soruşturulup ortaya konmasıyla tanıya gidilebilir. Amerikalı nörolog Sachs’ın iyi anamnez almanın önemine işaret eden aşağıdaki sözleri bu iki hastalıkta özellikle geçerlidir : “Bir hastayı görmem için otuz dakikam olsa yirmi dokuz dakikasını da muayeneye ayırırım. Röntgen vb.. için hiç zaman harcamam”.

Kas Kasılması Baş Ağrısı

Emosyonel gerginlikle ortaya çıkar (Tension headache=Gerginlik baş ağrısı). Boyun ve baş kaslarının sürekli kasılmasından kaynaklanır. Ense ve oksipital bölgede belirgin künt bir ağrıdır. Ense kaslarında hassasiyet görülür.

Temporal Arterit ( Dev Hücreli Arterit)

Özellikle 65-70 yaşlarında sonra görülür. Halsizlik, iştahsızlık, zayıflama ve ateş gibi genel belirtilerle birlikte gider. Ağrı temporal bölgelerde daha belirgindir. Tipik vakalarda hastalar geceleri başlarını yastığa koymaktan adeta korkarlar. A. Temporalis superficialis’ler belirgin olup basmakla ağrılıdır. Çevresindeki deri ödemli ve kızarıktır. Bazen bu arterler tıkanabilir, pulsasyonları alınamaz. Kas iskemisi nedeniyle çiğneme ve dil hareketleri ağrılı olabilir.

Optik sinir arterlerinin tıkanmasıyla körlük görülebilir. Hastalığın en büyük özelliklerinden biri sedimantasyon hızının çok yüksek olmasıdır. Saatte 100 mm'’in üstünde değerlere sık rastlanır. Kesin tanı temporal arter biyopsisi ile konur. Ağrı, genel durumun bozukluğu ve yüksek sedimentasyon hızı, steroid tedavisine dramatik şekilde cevap verirler.

Yaşlı bir hastada genel belirtilerle birlikte giden baş ağrısı şikayeti karşısında temporal arrterlerin palpasyonu ve sedimantasyon hızının tayini tanıya götürücü olabilir.