İSKEMİK BEYİN DAMAR HASTALIKLARINDA
TANI VE TEDAVİ YAKLAŞIMLARI
Yakup KRESPİ, Sara ZARKO BAHAR
Son güncelleştirme tarihi: 31.05.2009
İnme önemli halk sağlığı
sorunlarından biridir. Gelişmiş toplumlarda üçüncü ölüm nedeni ve birinci
sakatlık sebebidir. İnme yalnız hastayı değil tüm hasta ailesini olumsuz
etkileyen bir durumdur. İnmenin yol açtığı sakatlık gelişmiş toplumlarda sağlık
ekonomisi üzerine büyük bir yük oluşturur. Tüm bu olumsuz sonuçlarına rağmen
inme gelişmiş ülkelerde dahi çok yakın bir geçmişe dek halk sağlığı programları
içinde koroner damar hastalıklarının gölgesinde kalmıştır. Bunun en önemli
nedenlerinden biri hiç şüphesiz tedavisi mümkün olmayan bir hastalık gibi görülmüş
olmasıdır. İnme veya diğer dillerdeki karşılığı olan “stroke” kelimesi her ne
kadar hastalığın aniden ortaya çıkan bir durum olduğunu tanımlasa bile, bu
hastalığın sonuçları karşısında hekimin karşı karşıya kaldığı çaresizliğe ve
umutsuzluğa da bir anlamda vurgu yapmaktadır. Halk inme risk faktörlerini ve
inme semptomlarını pek iyi bilmemektedir. Hastalar semptomlarının farkına varsa
bile miyokard infarktüsünün aksine bir sağlık kurumuna başvurmak yerine
semptomların kendiliğinden geçmesini beklemekte, çoğunlukla acil bir birime
gecikerek ulaşmakta ve güncel tedavi yaklaşımlarından pek yararlanamamaktadır.
Bunlardan daha da önemlisi sağlık çalışanları hangi kademede olursa olsun
inmeli hastaya yaklaşım konusunda iyi eğitimli değildir ve bu hastalığı halen
çaresi olmayan bir durum olarak algılamaktadır.
Son yıllarda inmeden koruyucu
yöntemlerin yanısıra, inme tekrarının önlenmesi ve özellikle inmeli hastaların
akut dönemde tanı, tedavi ve bakımları açısından önemli ilerlemeler
kaydedilmiştir. Kitabın “Beyin Kanaması” ve “Serebral Venöz Tromboz”
bölümlerinde hemorajik inme ve serebral ven trombozların tanı ve tedavileri
ayrıntılı bir şekilde işlendiğinden bu bölümde arteryel tıkanma sonucu ortaya
çıkan iskemik inme tanı ve tedavisinde kaydedilen ilerlemeler özetlenmeye
çalışılacaktır.
TANI
İskemik inme şüphesi
olan hastalarda ilk tanısal değerlendirmenin amaçları nelerdir?
İskemik inme acil bir medikal
durumdur. Hastanın acile başvurduğunda yapılan tanısal değerlendirmeden elde
edilecek bulgular hem hastanın prognozunu belirlemede hem de doğru tedavilerin
başlatılmasında önemlidir. Acilde yapılan ilk değerlendirmenin amaçları tüm
inme tipleri için aynıdır ve şöylece özetlenebilir:
İskemik inme şüphesi
olan hastalarda nasıl tanı konur? (Tablo 1)
Tablo 1. Acilde inmeli hastaya yaklaşım
algoritması
Klinik karar: İnme mi?
Hastanın nörolojik
şikayetlerinin inme nedeniyle ortaya çıktığının ve hasarın sürmekte olduğu
beyin bölgesinin belirlenmesi doğru bir klinik değerlendirme sonucunda ortaya
konulabilir (bakınız: Tanımlar,
Sınıflama, Epidemiyoloji ve Risk Faktörleri ve Nörovasküler Sendromlar
). Bu değerlendirme ilk bakışta bir çok hekime zor ve karmaşık gibi görünse de
bu yanlış bir önyargıdır. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre inme; vasküler neden
dışında görünürde başka bir neden olmadan, aniden yerleşip, fokal (veya
global) serebral disfonksiyona yol açan, 24 saat veya daha uzun sürebildiği gibi
ölümle de sonuçlanabilen klinik bir durumdur. Bu tanım beyin kanaması,
subaraknoid kanama, arteryel veya venöz tıkanmalar sonucu ortaya çıkan beyin
infarktına bağlı, çeşitli tipte beyin damar hastalıkları sonucu gelişen klinik
durumları yansıtır. Bu tanımın ve hastaları acile getiren en sık beyin
disfonksiyonu şikayetlerinin neler olduğunun akılda tutulması (bakınız: Tanımlar, Sınıflama,
Epidemiyoloji ve Risk Faktörleri) hastaların çoğunda inme ön tanısının
konulmasını sağlar. Bu değerlendirmede en önemli basamak olan hastalık
anamnezini alırken sorgulanması gereken en önemli durum hastanın şikayetlerinin
aniden ortaya çıkmış olup olmadığıdır. Aniden ortaya çıkan şikayetler daha
sonra çeşitli tipte (dalgalanma, progresif kötüleşme, hecmelerle kötüleşme)
seyir gösterebilir. Anamnezde inme semptomlarının başlangıcından beri geçen
süre de sorgulanmalıdır. Sürenin belirlenmesi daha sonra değinilecek olan
tedavi indikasyonlarının belirlenmesinde çok önemlidir. Bu amaçla hastanın son
olarak sağlam görüldüğü saatten yakınmalarının kaybolmasına veya ilk görülene
dek geçen süre hesaplanır. Şikayetler hasta uykudan uyandığında fark edilmişse,
süre son olarak sağlam görüldüğü saatten yakınmalarının kaybolmasına veya ilk
görülene dek geçen süredir.
Lokalizasyon: Beynin hangi bölgesi hasarlanmış?
Beyin disfonksiyonunu
yansıtan şikayetler (bakınız: Tanımlar, Sınıflama,
Epidemiyoloji ve Risk Faktörleri) içinde vücudun bir yarısında ortaya çıkan
uyuşukluk ve güçsüzlük ile konuşma ve anlama bozukluğunun ön planda serebral
hemisferlere ait bir bulgu olduğu, baş dönmesi dengesizlik ve çift görmenin
beyin sapı tutulumunu yansıttığı, ani ve tek başına ortaya çıkan ciddi bir baş
ağrısının da başlıca subaraknoid mesafeye kanama nedeniyle ortaya çıktığı her
hekimin bilgi dağarcığında yer alması gereken, hızlı ve kaba lokalizasyonun
yapılabilmesini sağlayan bilgilerdir. Hızlı bir nörolojik muayenede uyanıklık
durumu, nistagmus ve diğer okülomotor defisitlerin, motor ve duysal defisitin,
hemianopsi, afazi, trunkal ve appendiküler ataksi gibi bulguların varlığı
ortaya konularak daha iyi bir lokalizasyon yapılabilir. Bulantı ve kusma
intrakranyal basıncın artmış olduğunu, meningeal irritasyon bulguları da
subaraknoid mesafenin tutulduğunu gösteren bulgulardır.
Görüntüleme; Hemorajik inme mi? İskemik inme mi?
Anamnez ve nörolojik
muayene aşamasından sonra en önemli basamak klinik ön tanıyı doğrulamak ve
hemorajik inme ile iskemik inme arasında ayırıcı tanıyı yapmaktır. Bu ayırım
uygulanacak tedavi stratejilerinin birbirinden farklı olması nedeniyle çok
önemlidir. Bu amaçla acilde uygulanması gereken görüntüleme yöntemi kranyal
bilgisayarlı tomografidir (BT). Kranyal BT yalnızca kanamayla iskemiyi
ayırdetmekle kalmayıp inmeye bağlı gelişebilecek nörolojik komplikasyonlara ait
radyolojik değişikliklerin tanınmasını ve inme ile karışabilecek diğer hastalık
süreçlerinin dışlanmasını da sağlayacaktır. Hastaların bu incelemeye
gönderilmeden önce mutlaka solunum, hemodinamik ve metabolik açıdan vital
fonksiyonları güvence altına alınmış olmalıdır. Bu incelemenin hemen yapılması
gerekiyorsa destek tedavilerinin bu inceleme esnasında hastaya eşlik edilerek
paralel bir şekilde sürdürülmesi gerekmektedir. Kranyal BT acilde kontrastsız
yapılmalıdır. Akut dönemde BT gerek subaraknoid gerekse de beyin parenkimi
içine kanamayı gösteren en duyarlı yöntemdir. Kanama parenkim içinde ise BT'de
hiperdens bir kitle olarak görülür (bakınız: Beyin Kanaması ). İskemik
inmenin başlangıcından sonra ne kadar uzun süre geçmişse kranyal BT'de bunun
lezyon karşılığını görme şansı o kadar artar. Serebral gri madde ile ak madde
arasındaki kontrastın azalması, yani gri madde ile ak madde arasındaki anatomik
sınırlarının görünmez hale gelmesi kontrastsız BT'de iskeminin ilk belirtisidir
ve inmenin başlangıcından sonraki ilk 3 saatte saptanabilir. Bu değişiklik en
kolay derin bazal ganglia yapılarında (Şekil 1) ve korteks serebride
izlenebilir. Arteryel infarktın görüntüsü belirli bir arter sulama alanında
ortaya çıkmış hipodens bir lezyondur (Şekil 2), venöz infarktlar ise
belirli bir arter sulama alanı dışına taşarlar ve genellikle erkenden hemorajik
özellik taşırlar (Bakınız: Venöz Trombozlar). Akut iskemik inmede
hastaların yaklaşık %50'sinde inceleme normal olarak bulunur. Bu durumda klinik
bulgular inme ile uyumluysa iskemik inme tanısı konulur. Bu tanı daha geç dönemde
(24 ile 72 saat sonra) ya BT ya da diğer bir görüntüleme yöntemi ile
kesinleştirilir. Kranyal BT'de iskemi hemoraji ayrımı yapıldıktan sonra kitle
etkisi (Şekil 3), hidrosefali, hemorajik transformasyon (Şekil 4)
gibi nörolojik komplikasyonlara ait bulgular da değerlendirilir. Bilgisayarlı
tomografi erken dönem için yeterli bir görüntüleme yöntemi olmakla birlikte,
uygun sekanslar kullanılarak yapılan magnetik rezonans görüntüleme
incelemesinde BT ile elde edilen bilgiler elde edildiği gibi ek bazı
bilgilere de ulaşılabilir. Kana duyarlı magnetik rezonans görüntüleme
sekansları (T2*GRE -gradient recalled echo) kullanılarak iskemi/kanama
ayırımı yapılabilir (bakınız: Beyin Kanaması ) Difüzyon ağırlıklı
görüntüleme ile iskemik beyin bölgesi ilk dakikalardan
itibaren belirlenebilir. Difüzyon ve
perfüzyon ağırlıklı incelemeler birlikte değerlendirilerek iskemik penumbra
bölgesine ait bilgiler elde edilebilir. Bu nedenlerle klinik durumu MR incelemesine
uygun olan hastalarda yukardaki MR sekansları zaman kaybına yol açmadan
uygulanabiliyorsa magnetik rezonans görüntüleme bilgisayarlı tomografinin
yerini alabilir.
Şekil
1. Solda
n. caudatus ve putamenin konturlarının silinmiş olduğu görülüyor (ok).
Şekil
2. Sol a. serebri media sulama alanında derin yapıları da
ilgilendiren infarktla uyumlu geniş hipodens alan görülüyor (oklar).
Şekil
3. Solda a. serebri media sulama alanının
tümünü ilgilendiren geniş infarkt alanı görülüyor. İnfarkt sol yan ventriküle
bası yapmakta ve arta hat yapılarını sağa doğru itmekte.
Şekil
4. Geniş sol a. serebri media
infarktının hemorajik transformasyonu
Acilde yapılması
gereken diğer tanı amaçlı incelemeler nelerdir? (Tablo 2)
Tablo 2. Akut inmeli
hastada tanı incelemeleri
İskemik inmeye yol açan
nedene yönelik ilk bilgileri toplamak ve inme seyrinde ortaya çıkabilecek akut
medikal komplikasyonları ortaya koymak amacıyla her hastada klinik
değerlendirme dışında bazı laboratuar muayeneleri yapılmalıdır. Kalb ve iskemik
inme arasındaki sıkı etyolojik ilişkinin yanı sıra inme sonrası erken dönem
kardiyopulmoner komplikasyonlar da göz önünde bulundurularak her inmeli hastada
EKG ve akciğer grafisi çekilmelidir. Tablo 1’de listelenmiş kan incelemeleri
tipi ne olursa olsun inmeye eşlik eden ciddi komorbid durumları, medikal
komplikasyonları ortaya koymak amacıyla önemlidir. Hipoglisemi inmeyi taklit
edebilecek akut fokal nörolojik defisit ile ortaya çıkabileceğinden erkenden
hızlıca tanınmalıdır. Bu amaçla parmak ucundan kapiler kan şekerine bakılması,
böylece venöz kan sonuçları gelene kadar tedavi için zaman kaybedilmemesi
gerekmektedir. Koagülasyon testleri hemorajik inmenin yanı sıra iskemik
inmeye yol açabilecek olası bir hematolojik hastalığın varlığı hakkında bilgi
verebilir.
Acilde beyin omurilik
sıvısı (BOS) incelemesi hastada ancak subaraknoid kanama düşünülüyorsa ve
kranyal bilgisayarlı tomografi ile tanı konulamamışsa yapılmalıdır. Bu
inceleme herniasyona yol açma riski taşıdığından klinik veya görüntüleme
incelemeleri kitle etkisine yol açmış geniş bir lezyon varlığını düşündürüyorsa
yapılmamalıdır.
İskemik inmeli
hastada hastaneye yattıktan ve stabilizasyon sağlandıktan sonra yapılacak
ikincil tanısal değerlendirmenin amaçları nelerdir?
Hasta acil olarak
değerlendirildikten ve izlenmek amacıyla hastaneye yatırıldıktan sonra daha
ayrıntılı bir anamnez alınmalı ve daha geniş bir sistemik ve nörolojik muayene
yapılmalıdır. Bu dönemde yapılacak incelemeler inmenin nedenini ortaya koymaya,
vasküler risk faktörlerini saptamaya ve böylece de inmeden ikincil koruyucu
tedavilerin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaçla bazı olgularda beyni daha
ayrıntılı olarak görüntüleyebilme özelliği olan kranyal MRG, ve genel olarak
tüm hastalarda da inme etyolojisini araştırmak amacıyla beyin damar ve kardiyak
görüntüleme incelemeleri yapılır. Yine seçilmiş olgularda koagülopati taraması
bu dönemde yapılacak incelemeler arasındadır (bakınız: Gençlerde İnme ).
Magnetik Rezonans Görüntüleme
Magnetik rezonans
görüntüleme (MRG) incelemesi iskemik lezyonları görüntülemede kranyal
bilgisayarlı tomografiden daha duyarlı bir yöntemdir. Özellikle arka çukur
yapıları, beyin sapındaki iskemik lezyonlar (Şekil 5), laküner
infarktlar bu inceleme ile daha kolaylıkla görüntülenebilir (Şekil 6).
Difüzyon ağırlıklı görüntüleme (DWI-diffusion weighted image)
sekansı ile iskemik lezyonlar ilk dakikalardan itibaren güvenilir bir şekilde
belirlenebilir (Şekil 7). Bu sekans görüntüleme ile iskemik lezyon
belirlemenin duyarlığını önemli ölçüde arttırmıştır. Özellikle küçük kortikal
infarktlar ile derin ak maddedeki nonspesifik sinyal değişikleri
nedeniyle diğer MR sekanslarında fark edilmeleri güç olan küçük derin
infarktlar bu yöntemle akut dönemde çok daha kolay tanınabilmektedir
(Şekil 8) Kana duyarlı magnetik rezonans görüntüleme sekansları
(T2*GRE -gradient recalled echo) intraserebral kanamaları yüksek bir
duyarlılıkla gösterir. Böylece akut dönemde MR ile iskemi/kanama ayrımı
yapılabildiği gibi, sessiz serebral mikrokanama odakları da belirlenebilir.
Perfüzyon ağırlıklı görüntüleme (PWI- perfusion weighted image) ile beyinde kan
akımının azaldığı bölgeler saptanabilir. Kalıcı infarktın belirteci olan
difüzyon lezyonu ile perfüzyon defekti gösteren bölge arasındaki fark,
süregelen penumbra bölgesinin varlığına yaklaşık olarak işaret edebilir (Şekil
9).
Şekil 5. Sol basis pontis düzeyinde infarkt alanı.
Şekil
6. Solda korona
radiata düzeyinde laküner infarkt (oklar).
Şekil 7. Sol MCA sulama alanında akut infarktın erken dönemde T2
ağırlıklı incelemede (T2WI) seçilemezken difüzyon ağırlıklı incelemede
(DWI) görünümü. A)T2WI normal, B) DWI iskemik lezyon alanı
hiperintens, C) Aynı bölge ADC haritasında hipointens.
Şekil 8. Akut inmeli hastada MR görüntüleme. FLAIR ağırlıklı
kesitlerde periventriküler ak madde hiperintens olduğu için inmeden sorumlu
iskemik lezyona karar verilemeyen hastada (A) difüzyon ağırlıklı MR
görüntülemede korona radiyatada taze iskemik lezyonun görünümü (B).
Şekil
9.
Akut iskemik inmede difüzyon ağırlıklı (DWI) ve perfüzyon ağırlıklı (PWI)
MR görüntüleri.
Soldaki resimde sağ MCA sulama alanında
taze iskemik lezyona ait difüzyonun kısıtlandığı bölge görülüyor.Aynı
zamanda yapılan perfüzyon incelemesindeise MCA alanındaki perfüzyon defektinin
DWI ile saptanan alandan daha geniş olduğu görülüyor. Bu iki görüntü arasındaki
bölgenin iskemik penumbra alanını yansıttığı düşünülüyor.
Beyin Damar Görüntülemeleri
Beyin damarları birçok
yöntemle incelenebilir. Bu yöntemlerin uygulama zamanları ve indikasyonları
birbirinden farklıdır. Boyun renkli Doppler ultrasonografi incelemesi
ekstrakranyal karotis ve vertebral arterleri inceleme amacıyla yaygın şekilde
başvurulan non invaziv bir incelemedir. Deneyimli ellerde karotis komunis
bifürkasyonu, karotis interna orijini ve vertebral arter orijini düzeyindeki
aterosklerotik darlıkları veya tıkanmaları görüntüleyebilir (Şekil
10). Bu inceleme iyi bir tarama testidir ve sonuçları ileri bir darlığa
işaret ediyorsa magnetik rezonans anjiografi (MRA), bilgisayarlı tomografik
anjiografi (BTA) (Şekil 11) veya dijital subtraksiyon anjiyografi (DSA)
(Şekil 12) ile doğrulanabilir. Ultrasonografik inceleme ile karotis
interna ve vertebral arterlerin ekstrakranyal disseksiyonları da ortaya
konulabilir. İntrakranyal arterler transkranyal Doppler (TKD), transkranyal
renkli Doppler (TKRD), MRA, BTA ve DSA incelemeleri ile araştırılır.
Transkranyal ultrasonografik incelemeler incelemeyi yapan kişiye bağlı ve
deneyim gerektiren incelemelerdir. İyi uygulandığında arteryel yapıların
incelenmesinde verimli bir tarama yöntemidir . İntrakranyal arterler MRA (Şekil
13) ve BTA ile kolaylıkla non invaziv bir şekilde görüntülenebilir. Dijital
subtraksiyon anjiyografi tanı ve girişimsel nöroradyolojik tedaviler amacıyla
yapılan invaziv bir incelemedir. Bu inceleme halen ekstra ve intrakranyal
damarların en doğru şekilde incelemesine olanak sağlayan yöntemdir. Ancak
invaziv bir yöntem olması ve komplikasyon riski taşıması kullanım alanını
sınırlar. Genellikle intrakranyal kanamalı olgularda anevrizma, arterio-venöz
malformasyon gibi patolojilerin araştırılmasında başvurulan ilk incelemedir
(bakınız: Beyin Kanaması
). Diğer durumlarda, eğer elde edilecek bulgular tedavi girişimlerinde bir
değişikliğe yol açacak ve yapılmış non invaziv damar incelemeleri yeterli sonuç
vermemişse DSA uygulanır.
Şekil 10.
Bulbusta B-mode incelemede aterosklerotik plaklara bağlı
darlık.
Şekil 11. Kranyoservikal damarların bilgisayarlı
tomografi ile yapılan anjiyografide (BT anjiyografi) görüntülenmesi.
Solda: Karotis
interna başlangıcında ileri derecede segmenter darlık.
Sağda: Karotis
interna çıkış bölgesinde aterom plağında kalsifikasyon ile arterom
plağının neden olduğu darlık ve çeper düzensizliği görülüyor
Şekil 12. Dijital subtraksiyon
anjiografisinde sol karotis interna başlangıcında ileri darlık görülüyor.
Şekil 13a. İntrakranyal
MRA incelemesinde her iki karotis interna supraklinoid bölge (iki ok), a.
serebri media M1 (kalın oklar) ve M2 segmenti (ince oklar) ve a. serebri
anteriorlar (ok başları) görülmekte.
Şekil 13b. Baziler arter
(kalın ok), superior serebellar arterler (ok başıları) ve posterior serebral
arterler (ince oklar) görülmekte. c’de her iki vertebral arterin V4 segmentleri
(ince oklar) görülüyor.( 11a ve b birleştir)
Kalb hastalıkları ve
kalb kaynaklı emboli iskemik inmenin önemli bir nedeni olduğundan birçok
hastada kardiyak görüntüleme incelemeleri yapılır. Transtorasik veya
transösofagial ekokardiyografi bu amaçla en sık başvurulan incelemelerdir.
Transtorasik ekokardiyografi sol ventrikülü ilgilendiren patolojileri (miyokard
infarktusuna bağlı duvar hareket bozuklukları, anevrizma, mural trombüs vs)
araştırmak için uygun bir yöntemdir. Transösofagial ekokardiyografi sol atrium
ve appendiksini (atrial trombüs), interatrial septumu (patent foramen ovale,
atrial septal anevrizma vs), mitral kapağı incelemek için en duyarlı
incelemedir. Ateş ve iskemik inme nedeniyle başvuran hastalarda olası bir
bakteryel endokardit tanısını koyabilmek amacıyla bu incelemeler acil olarak
yapılmalıdır.
Damar ve kardiyak
görüntüleme incelemeleriyle belirgin bir etyolojik neden ortaya konulamayan
hastalarda koagülopati incelemeleri yapılabilir. Bu testler özellikle genç
yaşta iskemik inme geçirenlerde, özgeçmişinde veya soygeçmişinde nedeni
bilinmeyen tekrarlayıcı arteryel veya venöz tromboembolik olay anamnezi
olanlarda (iskemik inme, MI, derin ven trombozu, pulmoner emboli), livedo
retikülarisi olanlarda, sistemik lupus eritematosus öykü veya klinik bulguları
olan hastalarda mutlaka yapılmalıdır (bakınız: Gençlerde İnme ).
İnflamatuar (vaskülit) veya infeksiyöz nedenlerden şüphelenildiğinde BOS
incelemesi en iyi tarama testidir.
İnmenin etyolojik
incelemelerinin yanısıra her hastada vasküler risk faktörleri araştırılmalıdır.
Bu amaçla mutlaka her hastada açlık kan şekeri ve lipid incelemeleri
(kolesterol, trigliserid, HDL kolesterol, LDL kolesterol, VLDL kolesterol)
yapılmalıdır. Diyabetik hastalarda kan şekeri regülasyonu hakkında fikir
edinmek için glikozile hemoglobin (HbA1c) düzeyine bakılmalıdır. Akut dönemde
bakılan lipid düzeylerinin düşük çıkabileceği akılda tutulmalı, düzeyler
normalse bu incelemeler 6-12 hafta sonra tekrarlanmalıdır
TEDAVİ
İskemik inmeli
hastaya acil tedavi yaklaşımın amaçları nelerdir?
İnmeli hastalarda acil tedavi
uygulamaları ilk görüldükleri andan itibaren başlamalıdır. İster iskemik
isterse de hemorajik olsun hastane öncesi ve hastaneye transport sırasında
uygulanacak en önemli girişimler vital parametreleri güvence altına almaya yöneliktir.
Bu müdahaleler acil servislerinde nöroloji konsültasyonu yapılana ve hasta
uygun bir nöroloji yatağına yatırılana dek sürdürülmelidir. Acilde ayrıca bu
dönemde erken nörolojik ve medikal komplikasyonların tedavilerine
başlanmalıdır. Her inmeli hasta mümkünse hastaneye yatırılmalıdır. Hastanede
koroner yoğun bakımlara benzer şekilde yalnızca inmeli hastalara bakım ve
tedavi hizmeti veren “inme üniteleri” bulunuyorsa bu tip yataklar tercih
edilmelidir. Son yıllarda yapılan çalışmalar inme konusunda uzmanlaşmış bir
doktor, hemşire, yardımcı sağlık personeli içeren ve multidisipliner bakım
verebilen inme ünitelerine yatırılan hastalarda akut dönemde olgu ölüm oranı
düştüğü, uzun vadede de hastaların sakatlık oranlarının azaldığı
gösterilmiştir.
İskemik inmeli hastanın
hastaneye yatırılmasındaki amaçlar aşağıdaki gibi özetlenebilir. Bu tipi ne
olursa olsun tüm inmeli hastalar için geçerlidir:
Vital bulguları stabilize etmek
Hastane öncesi dönemde destek tedavi yaklaşımları (Tablo 3)
Tablo 3. Akut
inmeli hastada hastane öncesi dönemde destek tedavi yaklaşımları
Akut inmeli hastanın
hastaneye ulaştırılması tedavi başarısını etkileyecek en önemli ara basamaktır.
Akut inmeli hasta akut miyokard infarktüsü veya travma hastası gibi ele
alınmalıdır. Hasta bulunduğu yerden hastaneye hızlıca taşınırken aynı zamanda
destek tedavileri de başlatılmalıdır. İskemik inmenin erken saatlerinde beyin
dokusunun bir bölümü ölmüş olsa bile birçok hastada risk altında olan ancak
hala yaşamını sürdüren “penumbra” dokusunun (bakınız: Beyin Kan
Dolaşımının Anatomi ve Fizyolojisi) geleceği bir ölçüde bu destek
tedavisinin başarısına bağlıdır. Her türlü acil durumda olduğu gibi temel ve
ileri yaşam desteği tedavileri uygulanacaktır. Bu erken dönemde doku
oksijenasyonu ve hemodinaminin optimal düzeyde tutulması, hipogliseminin
düzeltilmesi yaşamsal önem taşır. Hava yolu açıklığı sağlanmalı, hipoventile
eden hastalarda gerekirse mekanik solunum desteği verilmeli ve ampirik olarak
2-3 lt/dakika O2 tedavisine başlanmalıdır. Hava yolu açıklığının sağlanması ve
bunun korunması özellikle aspirasyon riski yüksek olan uyanıklığı bozuk veya
kusan hastalarda çok önemlidir. Dehidratasyon önlenmeli, saptanmışsa tedavi edilmelidir.
Bu amaçla damar yolu açılmalı ve izotonik sodyum klorür veya Ringer laktat
solüsyonu ile parenteral sıvı tedavisine başlanmalıdır. Akut dönemde
hipoglisemi saptanmadıkça dekstrozlu sıvı verilmemelidir. Hemodinamiyi bozan
supra veya ventriküler aritmiler tedavi edilmelidir. Birçok inmeli hastada akut
dönemde saptanan yüksek kan basıncı akut miyokard infarktüsü, akciğer ödemi,
akut böbrek yetmezliği ve aort disseksiyonu şüphesi gibi bir hipertansiyon
acili ile karşı karşıya değilsek rutin olarak tedavi edilmemelidir (Tablo 4).
Kan basıncına rutin müdahale serebral perfüzyon basıncının düşmesine
dolayısıyla da infarkt dokusu ve çevresindeki bölgesel kan akımının azalmasına
yol açabilir.Tablo 4’ten anlaşılacağı gibi transport esnasında kan
basıncına yönelik müdahale olanakları sınırlıdır. Bu dönemde bulantı kusma, ağrı gibi sorunlarla
mücadele edilebilir. Yine bu dönemde ateşi yüksek olan hastalarda soğuk
uygulama ve antipiretiklerle ateş düşürülmeye çalışılmalıdır. Konvülsiyon
geçiren hastanın nöbeti durdurulmalıdır.
Tablo 4. Akut inmeli
hastada hipertansiyona yaklaşımın prensipleri
Acil Serviste destek tedavi yaklaşımları (Tablo 5)
Tablo 5. Akut inmeli
hastada Acil Serviste destek tedavi yaklaşımları
Hasta acile
getirildikten sonra acil tanısal değerlendirmelerin yapıldığı süre boyunca
hastane öncesinde başlanmış olan destek tedavileri sürdürülecektir. Acil
servislerinde ideal olanı hastaların vital parametrelerinin sürekli olarak
monitorize edilmesi ve tedavilerin bu monitorizasyon bulgularına göre
şekillendirilmesidir. Bu dönemde ateşi yüksek olan hastalarda sürmekte olan
olası bir infeksiyona yönelik vucut sıvısı örnekleri alındıktan sonra ampirik
antibiotik tedavisine başlanabilir. Ateşli bir tablo seyrinde inme ile başvuran
hastalarda acil olarak ekokardiyografik incelemelerle bakteryel endokardit araştırılmalı
ve pozitif bulgular varlığında ampirik antibiotik tedavi buna göre
düzenlenmelidir. Kan şekeri yüksek bulunan hastalarda genellikle 200 mg/dl’nin
üstünde insülin tedavisine başlanır. Hasta diabetik ve oral antidiabetik
ilaçlar alıyorsa bunlar durdurulur. İnmenin erken döneminde oral
beslenmeden kaçınmalıdır.
İskemik inmede nörolojik hasarı durdurmak veya geriye dönüşümlü ise
düzeltmek
Semptomatik medikal tedaviler
Hastanın hastaneye
transportu sırasında başlatılan ve acilde sürdürülen medikal destek tedavileri
aynı zamanda nörolojik hasarın artmasını önlemeye yönelik bir anlamda “beyin
resusitasyonunu” sağlayan girişimlerdir. Bu medikal destek yaklaşımlarının yanı
sıra inmenin başlangıcında konvülsiyon geçirmiş hastalarda veya konvülsiyon geçiren
hastalarda parenteral antiepileptik tedaviye başlanmalıdır. Ayrıntılı nörolojik
değerlendirme ve beyin görüntüleme incelemeleri eğer artmış kafa içi basıncına
ve herniasyon riskine işaret ediyorsa hızla kafa içi basıncını düşürücü
tedaviler uygulanmalıdır (Tablo 5).
Spesifik tedaviler
Akut iskemik inmede spesifik medikal tedaviler
Beyni besleyen bir
damarın tromboembolik mekanizmayla tıkanması ve bu damarın beslediği dokunun
kan akımının kesintiye uğraması iskemik inmeye yol açan en önemli nedendir. Bu
nedenle başlamış doku hasarının durdurulması bölgesel kan akımının yeniden
sağlanabilmesi ile olanaklıdır. Bu amaçla trombolitik, antikoagülan ve
antiplatelet tedavilere başvurulur. Son yıllarda bu tedavi yöntemleri ile geniş
hasta topluluklarında önemli çalışmalar yapılmıştır.
Trombolitik
tedavi
Doku plasminojen
aktivatörü ile intravenöz yolla yapılan trombolitik tedavi iskemik inmenin ilk
3 saatinde uygulanırsa hastaların prognozlarında iyileşmeye yol açar. Bu
tedavinin uygulandığı hastalarda 3. ayda sakatlık oranı azalır. Ancak bu tedavi
erken dönemde beyin kanaması riskini ve buna bağlı ölüm riskini arttırmaktadır.
Bu nedenle yalnızca inme konusunda uzman ve iyi organize edilmiş kurumlarda
indikasyon ve kontrendikasyonları (Tablo 6) ayrıntılı bir şekilde gözden
geçirildikten sonra uygulanmalıdır. Tedavi indikasyonunun inmenin ilk 3 saati
olması erken dönemde inme ön tanısı olan hastaların hastaneye hızlıca ulaştırılmasının
ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Iskemik inmenin ilk 3
saatinde tromboliz tedavisi uygulamak zordur. Birçok hasta 3 saatten daha geç
hastaneye ulaşmaktadır. Bu nedenle 3-6 saat arasında da etkili olabilecek
tedavilere ihtiyaç vardır. İntravenöz trombolitik tedavinin yararının 4,5 saate
dek sürdüğünü ve arteria serebri media alanı inmelerinde ilk 6 saatte yapılan
intraarteriyel trombolizin yararlı olduğunu gösteren çalışmalara dayanarak bu
uygulamaların yapılabileceği yönündeki öneriler 2009 yılında yenilenen inme
tedavi rehberlerine girmiş olmakla birlikte, trombolitik tedavinin bu
indikasyonlarla uygulanması henüz Avrupa Ülkeleri ve Türkiye de
ruhsatlandırılmış değildir. Radyolojik yöntemlerle 3-6 saatin ötesi de dahil
olmak üzere penumranın süregeldiği gösterilen hastalarda trombolitik tedavinin
yararını araştıran çalışmalar ile intraarteriyel yoldan mekanik yöntemlerle
tıkanmayı açmayı amaçlayan çalışmalar süregelmektedir.
Tablo 6. Akut
iskemik inmede trombolitik tedavi uygulama kontrendikasyonları
Antikoagülan
tedavi
İskemik inmeli hastada
inmenin akut döneminde rutin ve etkin dozda heparin veya düşük molekül
ağırlıklı heparinlerle antikoagülan tedavinin yararı olmadığı gösterilmiştir.
Bunun nedeni antikoagülan tedavilerin serebral ve sistemik kanama riskini
arttırması ve prognozu kötüleştirmesidir.
Antiplatelet
tedavi
Akut iskemik inmede
Aspirin tedavisinin etkinliği gösterilmiştir. Aspirin tedavisi, herhangi bir
kontrendikasyon olmadıkça, inmenin ilk 48 saatinde BT'de hemorajik inme
olasılığı dışlandıktan sonra 160-300 mg dozunda uygulandığında küçük de olsa
anlamlı bir yarar sağlamaktadır. Tedavi edilen hastalarda ilk haftalarda ölüm
veya ölümcül olmayan inme sıklığı azalmaktadır. Birkaç hafta veya birkaç aylık
bir izleme dönemi sonunda bu tedavi ile ölüm veya sakatlık riski azalmaktadır .
Akut iskemik inmede cerrahi tedaviler
İskemik inmede cerrahi tedavi
indikasyonları çok sınırlıdır. Geniş serebellar infarktlar (Şekil 14)
beyin sapı basısına yol açarak ölüme neden olabilirler. Bu nedenle bu tip
infarktları olan hastalar yakın nörolojik takibe alınmalı, uyanıklığı bozulan
hastalarda beyin cerrahisi konsültasyonu yapılarak arka çukur dekompresyon
cerrahisi indikasyonları açısından hızlıca değerlendirilmelidir. Bu tip
hastalarda cerrahi müdahale hayat kurtarıcıdır.
Arteria serebri media
alanındaki geniş, kitle etkisi yaratan infarktlar (malign a. cerebri media
infarktı) % 80’e ulaşan oranlarda ölümle sonlanmaktadır. İlk 48 saat içinde,
18-60 yaşları arasındaki bu tür hastalarda geniş kraniyektomi ve
duraplasti ile yapılan dekompressif cerrahinin mortalite ve maluliyeti
azalttığı gösterilmiştir.
Şekil 14. Sağ serebellar hemisferde beyin sapı basısına yol açan geniş infarkt alanı
görülüyor
İskemik inme ile beraber veya seyrinde ortaya çıkacak medikal ve nörolojik
komplikasyonlarla mücadele etmek
Yukarıda inmeli
hastaların, özellikle de erken dönemde görülen her hastanın hastaneye
yatırılması gerektiğini belirttik. Bunun en önemli nedeni inmeli hastaların
yaklaşık %30’luk bir bölümünün ilk saat ve günlerde kötüleşmesidir. Bu
hastalarda prognoz stabil olan hastalara oranla daha kötüdür. İnme ne kadar
ağırsa majör medikal ve nörolojik komplikasyon gelişme riski de o kadar
yüksektir. Tablo 7’de tipi ne olura olsun inmeyi takip eden saat ve
günlerde ortaya çıkabilecek nörolojik ve sistemik komplikasyonlarla inmeli
hastalarda sıklıkla karşılaşılan komorbid durumlar sıralanmıştır. Bu
komplikasyonlar ve komorbid durumların hastanın acilde gözlenmeye başladığı
dönemden başlayarak sürekli monitorize edilmesi ve tedavi edilmesi
gerekmektedir. Tablo 8’de inmeli hastanın hastaneye yatışından sonraki
bakım prensipleri özetlenmiştir.
Tablo 7.
Nörolojik ve sistemik komplikasyonlar
Tablo 8. İnmeli
hastaların hastaneye yatışından sonraki bakım ve izleme prensipleri
Erken dönemden başlamak üzere rehabilitasyon girişimlerine başlamak
İskemik inmeli
hastalarda erken dönemden başlamak üzere motor rehabilitasyona başlanmalıdır.
Bu bütün inme tipleri için geçerlidir. Genellikle ilk 24 saatte yatak
istirahatine alınan hastalar sonraki 2-3 gün içinde tolere edebildikleri kadar
mobilize edilmelidir. Mobilizasyon dekubitus yarası, derin ven trombozu ve
atelektazi ve bronkopulmoner infeksiyöz komplikasyonların önlenmesinde en önemli
yoldur. Mobilize edilecek hastalar ayağa kaldırıldıklarında nörolojik
bulgularda ortostatizme bağlı kötüleşme açısından izlenmeli ancak nörolojik
durum değişmiyorsa mobilizasyona devam edilmelidir. Bu dönemde düşme riski
yüksek olduğundan yanlız başına mobilizasyona izin verilmemelidir. Yatağa
bağımlı hastaları kısa aralıklarla bir tarafa çevirmek, havalı yatak kullanmak
dekubitus yarası profilaksisi açısından önemlidir. Kontraktürleri ve ortopedik
komplikasyonları önleyebilmek amacıyla paretik kol ve bacağa aktif veya pasif
ROM egzersizleri uygulanmalıdır. İnmeli hastaların birçoğunda akut dönemde
yutma güçlüğü vardır, bu hastalarda beslenme geçiktirilmemelidir. Erken dönemde
nazogastrik sonda veya gastrostomi yoluyla enteral beslenmeye başvurulabir. Hiç
bir inmeli hastada yutma fonksiyonu değerlendirilmesi yapılmadan oral yolla
beslenmeye başlanmamalıdır. Yutkunması bozuk olan hastalarda aspirasyon
pnömonisi prognozu ciddi bir şekilde kötüleştirebilir.
Erken dönemde hasta ailesinin yeni duruma adaptasyonunu sağlamak için
bilgilendirme ve destek sağlamak
İnme hasta ve ailesinde
büyük bir stres ve umutsuzluk yaratır. Herşey saniyeler içinde olup bitmiş ve
herkez şaşkınlık içindedir. Bu dönemde aile ve hastanın bilgilendirilmesi,
onlarla empatik bir ilişki içine girilmesi büyük önem taşır. Akut dönem sona
erdiğinde hekimin tedavide en önemli partneri hasta ailesidir. İnme uzun
sürecek bir sakatlığa yol açar, bu durumda hastaya günlük gereksinimlerini
karşılayabilmek için en büyük desteği ailesi sağlayacaktır. Aile bireylerinin
erkenden bakım girişimlerine dahil edilmesi uzun vadede hastalıkla
mücadelelerini kolaylaştıracak ve verimli bir güven ortamı yaratacaktır. Uzun
sakatlık döneminde hasta ve aile bireylerinin karşılaştıkları güçlükleri
çözmede sabırlı bir yaklaşım göstermek, çözüm alternatifleri sunmak, gerekli
psikolojik desteği sağlamak inme ile uğraşan sağlık personelinin önemli bir
uğraş alanıdır.
İnmeli hastalarda
ikincil koruyucu tedavi yaklaşımları (Tablo 9)
Tablo 9.
İskemik inmede inmenin tipine göre ikincil koruyucu tedaviler.
İskemik inme geçiren
hastayı ikinci bir inmeden korumada aterotrombotik inme için antiplatelet
tedavi, kardiyoembolik inmede antikoagülan tedavi, ekstrakranyal karotis
hastalığında ise cerrahi tedavi, yararı doğrulanmış tedavi yöntemleridir.
Antiplatelet
Tedavi
İskemik damar hastalığı
olan hastalarda (beyin damar, kalp damar, periferik damar) yapılan tüm
antiplatelet tedavi çalışmaları dikkate alınarak oluşturulan tedavi önerileri
1998 ve 1999 yıllarında yayınlanmıştır. Buna göre oral antikoagülan
tedavi indikasyonu olanlar dışında kalan iskemik inmeli hastalarda aspirin,
klopidogrel, aspirin ve yavaş salınımlı dipridamol kombinasyonu gibi
antiplatelet ajanlardan birisi kullanılabilir. Gastrointestinal
sistemdeki olumsuz yan etkilerine rağmen kullanım kolaylığı, uzun yıllara giden
bilgi birikimi ve maliyeti nedeniyle en çok kullanılan antiplatelet ajan
aspirindir. Ancak ölüm ve sakatlık riski yüksek olan inmeli hasta grubunda
aspirinden daha etkili yeni antiplatelet ajanlar geliştirme çabaları ile
birlikte yüksek riskli hastalarda kombine antiplatelet kullanımına ait
klinik çalışmalar sürdürülmektedir.Son yıllarda sekonder inmeden
korunmada aspirin ve klopidogrelin birlikte kullanıldığı karşılaştırmalı
çalışmalar olumsuz sonuçlanmıştır.
Antikoagülan
Tedavi
İskemik inme geçiren
hastalarda uzun süreli oral antikoagulan kullanımının hastayı yeni bir inmeden
koruduğu sadece non-valvüler atriyal fibrilasyona (NVAF) bağlı kardiyoembolik
inme geçiren hasta grubunda gösterilmiştir. Klinik çalışmalar NVAF saptanan
hastalarda uzun süreli antikoagulan kullanımının primer korunmada da yararlı
olduğunu ortaya koymuştur. Klinik yararına rağmen antikoagulan kullanılacak
hasta grubunun iyi seçilmesi gerekir. Tedavi süresince hasta ve yakınları ile
hekim arasındaki işbirliği yan etkilerin önlenmesi (kanama riski) açısından
önem taşır. Tedavi süresince INR değerinin 2.0-3.0 arasında olması
hedeflenmelidir. Hasta en az ayda bir kez hekim tarafından kontrol
edilmelidir.
Kalbinde yüksek riskli
emboli kaynaği (romatizmal mitral stenoz, taze miyokard infarktüsü,akinetik
segment, protez kapak, dilate kardiyomiyopati) olan ve kardiyoembolik inme
geçiren hastalarda da bu yönde bir klinik çalışma olmadığı halde koruyucu
olarak antikoagulan tedavi uygulanır.
Cerrahi Tedavi
Karotis
endarterektomisi karotis alanına ait iskemik atak veya hafif sekellerle düzelen
inme geçiren hastaları yeni bir inmeden koruyan bir tedavi yöntemidir.
Tedavinin yararı Avrupa ve Kuzey Amerikada (ECST-European Carotid Suırgery
Trial, NASCET-North American Symptomatic Carotid Endarterectomy Trial)
yürütülen iki randomize çalışmada gösterilmiştir. Bu iki çalışmada semptomatik
karotis hastalığı olan hastalarda Kuzey Amerika çalışmasında kullanılan ölçme
yöntemi ile %50 nin üzerinde darlık saptanan hastaların cerrahiden yararlandığı
görülmüştür. Cerrahi girişimin yararı, kadınlarda daha belirgin olmak üzere
semptomlarla girişim arasındaki süre arttıkça azalmaktadır. Bu nedenle girişim
olabildiğince erken yapılmalıdır. İleri yaş ve erkek cinsiyet ile darlık
derecesinin yüksekliği de endarterektomiden yararlanma olasılığını arttıran
faktörler arasındadır. Asemptomatik %60 üzerinde karotis darlığı saptanan
olgularin da endarterektomiden yararlandığı görülmüştür. Ancak bu grupta
semptomatik karotis darlığına göre inme riski düşük olduğundan (yılda %2-3
gibi) asemptomatik karotis darlığı olan hastalarda endarterektomiden elde
edilen mutlak yarar oldukça düşüktür. Son yıllarda karotis
endarterektomisine uygun olan hastalarda endovasküler tedavi (balon
anjiyoplasti ve/veya “stent” (Şekil 15 ve 16) ile endarterektomiyi karşılaştıran
bazı klinik çalışmalarda stent uygulamalarının endarterektomiye eşdeğer olduğu
gösterilmemiştir. Bu konuda halen devam eden çalışmalar vardır. Anatomik veya
tıbbi nedenlerle cerrahi kontrendikasyonu olan hastalarda endovasküler olarak
stent uygulanması endarterektomiye makul bir alternatif olabilir. Günümüzde
karşılaştırmalı klinik çalışmalar olmadığı halde cerrahi olarak
ulaşılamayan (a.basilaris, a.cerebri media gibi) intrakranyal
aterosklerotik darlıklara da endovasküler tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.
Şekil
15. A)
Karotis interna bulbusunda ileri darlık görülüyor, B) Anjiyoplasti ve stent uygulaması
sonrasında darlık ortadan kalkmış.
Şekil 16. A)
Vertebral arterin V4 segmentinde ileri dar segment görülmekte, B) Anjiyoplasti
ve stent uygulaması sonrasında darlık ortadan kalkmış.
Diğer Medikal
Tedaviler
Geçici iskemik atak (GİA) veya
inme geçiren bir kişiyi yeni bir inmeden korumada yapılması gerekenlerin
başında primer korunmada da geçerli olan vasküler risk faktörlerinin
belirlenmesi ve kontrol altına alınması gelmektedir (Tablo 10).
Bilindiği gibi vasküler risk faktörleri kişinin özelliklerinden oluşan yaş,
cinsiyet, ırk-etnik ve herediter özellik gibi değiştirilemeyen faktörler ile
değiştirilebilir risk faktörleri olarak ikiye ayrılır. Değiştirilebilir risk
faktörleri arasında en başta hipertansiyon, hiperlipidemi (hiperkolesterolemi,
hipertrigliseridemi), diabetes mellitus ve sigara gelmektedir. Bu risk
faktörleri genel anlamda toplam kardiyovasküler morbidite ve mortalite ile
ilişkilidir. Bu risk faktörlerinin tedavisi primer korunmada olduğu gibi
sekonder korunmada da yüksek vasküler risk taşıyan hasta gruplarında (koroner arter
hastalığı, inme, periferik damar hastalığı, diabetes mellitus) toplam
kardiyovasküler riskin azaltılabilmesinde halk sağlığı açısından en önemli
basamaktır. Son yıllarda anjiotensin konverting enzim inhibitörleri (ACE),
statinler ve bazı fibrat türevi ilaçlarla morbidite ve mortalitenin önemli ölçüde azaltılabildiği gösterilmiştir.
Tablo 10.
İskemik inmeli hastalarda vasküler risk faktörlerine yönelik genel öneriler
Antihipertansif tedavi
Kronik hipertansiyon
tüm inme tipleri için yaştan bağımsız değiştirilebilir en önemli risk
faktörüdür. Kronik hipertansiyon tedavisi gerek genç gerekse de yaşlı
hastalarda ilk inme sıklığında önemli bir azalmaya yol açar. Total kardiyovasküler
morbidite ve mortalite açısından sistolik kan basıncının optimal düzeyi 140 mm
Hg’dir. Epidemiyolojik çalışmalar primer korunmada özellikle inme riskini
optimal düzeyde azaltabilmek için 140 mm Hg'nin altına düşmenin yararlı
olacağını düşündürtmektedir. Diyabetik hastalarda sistolik kan basıncında hedef
değer 130 mm Hg olmalıdır. Diastolik kan basıncında optimal düzey başta
diyabetik hastalar olmak üzere 80 mm Hg'dir. Hipertansiyon tedavisinin inme ve
koroner kalp hastalığı gelişimi açısından ortaya konulmuş yararlı etkileri
büyük oranda beta bloker ve diüretik ilaçlarla yapılan çalışmalar ile ortaya
konulmuştur. Ancak son yıllarda diğer antihipertansif ilaç grupları ile yapılan
çalışmalarda da benzer yararlı etkiler saptanmıştır. Özellikle yaşlı hasta
popülasyonlarında sık rastlanan sistolik hipertansiyonun tedavisinde uzun
etkili dihidropiridin türevi kalsiyum kanal inhibitörlerinin (uzun etkili
Nifedipin, Nitrendipin) yararlı etkileri gösterilmiştir. Antihipertansif
tedavide ACE inhibitörleri en azından beta bloker ve diüretikler kadar etkili
olduğu ve belki de kardiyovasküler mortaliteyi daha olumlu etkileyebileceği
düşünülmektedir .
Sonuçları çok yakın
zamanda yayınlanmış HOPE (The Heart Outcome Prevention Evaluation Study) ve
PROGRESS (Perindopril Protection Against Reccurent Stroke Study) çalışması
ister doğrudan kan basıncını düşürücü etkileri ile isterse de buna ek olarak
olası vasküloprotektif etkileri ile olsun ACE inhibitörlerinin ikincil korumada
iskemik veya hemorajik natürde tekrarlayıcı inme riskini azalttığını
göstermiştir. Bu çalışmalar epidemiyolojik çalışmalarla öne sürülen ve
antihipertansif tedavide günümüzde optimal hedef olarak belirlenmiş 130/80 mm
Hg düzeyindeki kan basıncı değerlerinin tedavideki yararlılığını kanıtlamaktadırlar.
Hiperlipidemi tedavisi
İskemik kalp hastalığı
ve iskemik inmenin risk faktörleri önemli oranda benzerlikler gösterir. Yüksek
serum kolesterol, yüksek LDL kolesterol veya düşük HDL kolesterol düzeyleri
koroner kalp hastalığının en önemli risk faktörleri olmasına karşın
epidemiolojik gözlem çalışmaları kolesterol metabolizması ve inme riski
arasında kesin ve kuvvetli bir ilişki ortaya koyamamıştır. Koroner
hastalıkların önlenmesine yönelik statinlerle yapılan primer ve sekonder
korunma çalışmaları hem yüksek hem de normale yakın serum kolesterol düzeyi
olan hastalarda kolesterol düzeylerini düşürmenin koroner morbidite ve
mortaliteyi net bir şekilde azalttığını kesin bir şekilde ortaya koymuştur.
Günümüzde yakın zamana dek inme
veya GİA'lı hastalarda lipid düzeylerini düşürücü müdahalelerin inme sıklığı
veya inmeye bağlı mortalite üzerindeki etkilerini doğrudan ortaya koymuş bir
çalışma yoktu. Statin grubu ilaçların kullanımı ile inme riski arasındaki
ilişki koroner arter hastalıklarının primer veya sekonder korunmasına yönelik
çalışmalarından elde edilmiş verilere dayanmaktaydı. Statin grubu ilaçlarla
yapılan sekonder korumaya yönelik çalışmaların meta-analizinde statinlerin inme
riskinde ortalama %20-25 oranında azalmaya yol açtığı gösterilmişti. Heart
Protection Trial çalışması yüksek riskli yaklaşık 20 000 kişilik bir hasta
grubunda statin tedavisinin etkisini araştırmış bir çalışmadır. Bu çalışma
iskemik inmeli hastalarda cinsiyet, yaş ve total veya LDL kolesterol
değerlerinden bağımsız olarak tekrarlayıcı ölümcül veya ölümcül olmayan iskemik
inme sıklığı ile inme dışı majör bir vasküler olay gelişme riskinin yaklaşık
%25 düzeyinde azaldığını gösteren ilk çalışmadır. Bu çalışma inme riskine
yönelik yapılmış metaanaliz çalışmalarını desteklemektedir.
Statin tedavisinin
yanlızca iskemik inmeli hasta topluluğundaki etkisini araştıran SPARCLE
çalışmasında da sekonder inme ve kardiyovasküler olayların sıklığında azalma
saptanmıştır.
KAYNAKLAR
Genel
· Barnett
HJM, Mohr JP, Stein BM, Yatsu FM. Stroke: Pathophysiology, Diagnosis, and
Management. 3. Baskı, New York, Churchill Livingstone, 1998.
· Warlow
CP, Dennis MS, van Gijn J, Hankey GJ, Sandercock PAG, Bamford JM, Wardlaw JM.
Stroke: Practical Guide to Management. 2. Baskı, Oxford, Blackwell Science Ltd,
2001
· Adams
HP, del Zoppo GJ, von Kummer R. Management of Stroke: A Practical Guide for the
Prevention, Evaluation, and Treatment of Acute Stroke. 2. Baskı, West Islip,
Professional Communications, 2002.
· Kennedy
RL. Management of acute stroke. The Lancet Neurology 2002; 1: 41-50
İnme Ünitesi
· Stroke
Unit Trialists' Collaboration: Collaborative systematic review of the randomised
trials of organised inpatient (stroke unit) care after stroke. BMJ 1997;
314:1151-1159.
· Stroke
Unit Trialists' Collaboration: Organised inpatient (stroke unit) care for
stroke. Stroke Unit Trialists' Collaboration. In Cochrane Database Syst Rev.
2001.
Akut İnme ve
Hipertansiyon
· Blood
pressure in Acute Stroke Collaboration (BASC). Stroke Module of the Cochrane
Database of Systematic Reviews,[updated 03 June 1997]. The Cochrane Library
[database on disc and CDROM]. The Cochrane Collaboration. 3rd ed. Oxford:
Update Software, 1997.
İskemik İnme
ve Tromboliz
· The
National Institute of Neurological Disorders and Stroke rt-PA Stroke Study
Group. Tissue plasminogen activator for acute ischemic stroke. N Engl J Med
1995; 333:1581-1587.
·
Hacke W,
Kaste M,
Bluhmki E,
Brozman M,
Dávalos A,
Guidetti D,
Larrue V,
Lees KR,
Medeghri Z,
Machnig T,
Schneider D,
von Kummer R,
Wahlgren N,
Toni D;
ECASS
Investigators. Thrombolysis with alteplase 3 to 4.5 hours after
acute ischemic stroke. N Engl J Med
2008; 359: 1317-1329.
·
Furlan A, Higashida R, Wechsler L, Gent M, Rowley H, Kase C, Pessin M,
Ahuja A, Callahan F, Clark WM, Silver F, Rivera F. Intra-arterial prourokinase
for acute ischemic stroke. The PROACT II study: a randomized controlled trial.
Prolyse in acute cerebral thromboembolism. JAMA. 1999;282:2003–2011
·
Flint AC, Duckwiler GR, Budzik RF, Liebeskind DS, Smith WS. MERCIand Multi
MERCI Writing Committee. Mechanical thrombectomy ofintracranial internal
carotid occlusion: pooled results of the MERCI and Multi MERCI Part I trials.
Stroke. 2007;38:1274 –1280.
Akut İskemik
İnmede Cerrahi Tedaviler
· Gurol
ME, St. Louis EK. Treatment of Cerebellar Masses. Current Treatment Options in
Neurology 2008; 10:138–150.
·
K Vahedi, J Hofmeijer and E Juettler, Vicaut E, George B, Algra A, Amelink
GJ, Schmiedeck P, Schwab S, Rothwell PM, Bousser MG, van der Worp HB, Hacke W;
and for the DECIMAL, DESTINY, and HAMLET investigators. Early decompressive
surgery in malignant infarction of the middle cerebral artery: a pooled
analysis of three randomised controlled trials. Lancet Neurol. 2007;6:215–222.
Akut İskemik
İnme ve Aspirin
· CAST
(Chinese Acute Stroke Trial) Collaborative Group. CAST: randomised
placebo-controlled trial of early aspirin use in 20 000 patients with acute
ischaemic stroke. Lancet 1997; 349:1641-1649.
· International
Stroke Trial Collaborative Group. The International Stroke Trial (IST): A
randomized trial of aspirin, subcutaneous heparine , both or neither
among 19435 patients with acute ischemic stroke. Lancet 1997; 349:1559-81
İskemik İnme
ve Antiplatelet Tedavi
· Antiplatelet
Trialists’ Collaboration. Collaborative overview of randomised trials of
antiplatelet therapy I. Prevention of death, myocardial infarction, and stroke
by prolonged antiplatelet therapy in various categories of patients. BMJ 1994;
308:81-106.
· Antithrombotic
Trialists' Collaboration. Collaborative meta-analysis of randomised trials
of antiplatelet therapy for prevention of death, myocardial infarction, and
stroke in high risk patients. BMJ 2002;324:71-86
· İskemik
inme ve antikoagülan tedavi
· Hart
GB, Sherman DG, Easton D et al. Prevention of stroke in patients with
nonvalvular atrial fibrillation. Neurology 1998;51:674-681.
· Report
of the Quality Standards Subcommittee of American Academy of Neurology. Stroke
prevention in patients with nonvalvular atrial fibrillation. Neurology 1998;
51:671-673.
İskemik
İnme ve Karotis Endarterektomisi
· Barnett
HJ, Taylor DW, Eliasziw M, Fox AJ, Ferguson GG et al. Benefit of carotid
endarterectomy in patients with symptomatic moderate or severe stenosis: North
American Symptomatic Carotid Endarterectomy Trial Collaboration. N Engl J Med
1998;339:1415-1425.
· European
Carotid Surgery Trialists’ Collaborative Group. Randomised trial of
endarterectomy for recently symptomatic carotid stenosis: final results of the
MRC European Carotid Surgery Trial (ECST). Lancet 1998; 351:1379-1387.
· Rothwell PM,
Eliasziw M,
Gutnikov SA,
Warlow CP,
Barnett HJ;
Carotid
Endarterectomy Trialists Collaboration Endarterectomy for
symptomatic carotid stenosis in relation to clinical subgroups and timing of
surgery. Lancet. 2004; 363:915-24
Vasküler Risk
Faktörlerine Yaklaşım, Genel
· Sacco
RL, Adams R, Albers G, Alberts MJ, Benavente O, Furie K, Goldstein LB, Gorelick
P, Halperin J, Harbaugh R, Johnston SC, Katzan I, Kelly-Hayes M, Kenton EJ,
Marks M, Schawamm LH, Tomsick T. Guidelines for prevention of stroke or
transient ischemic attack. Stroke. 2006; 37: 577–617
İnme ve
Hipertansiyon Tedavisi
· The
Heart Outcomes Prevention Evaluation Study Investigators. Effects of an
angiotensin-converting-enzyme inhibitor, Ramipril, on cardiovascular events in
high risk patients. New Eng J of Med 2000; 342:145-153.
· Butcher
J. Antihypertensive drug helps prevent stroke recurrence. Lancet
2001; 357:2030.
· PROGRESS
Collaborative Group. Randomized trial of perindopril-based blood pressure
lowering regimen among 6105 individuals with previous stroke or transient
ischaemic attack. Lancet 2001; 358: 1033-1041
İskemik
İnme ve Hiperlipidemi
· Cholesterol,
diastolic blood pressure, and stroke: 13,000 strokes in 450,000 people in 45
prospective cohorts. Prospective studies collaboration. Lancet 1995;
346:1647-1653.
· Di
Mascio R, Marchioli R, Tognoni G. Cholesterol reduction and stroke occurrence:
an overview of randomised clinical trials. Cerebrovascular Diseases 2000; 10:
85-92.
· MRC/BHF
Heart Protection Study of of cholesterol lowering with simvastatin in 20,536
high-risk individuals: a randomised placebo-controlled trial. Lancet
2002;360:7-22
· The Stroke
Prevention by Aggressive Reduction in Cholesterol Levels (SPARCL)
Investigators. High-Dose Atorvastatin after Stroke or Transient Ischemic Attack.
N Engl J Med 2006;355:549-559