SFİNKTER
BOZUKLUKLARI
Yazanlar: Sara ZARKO BAHAR, Edip AKTİN
Son güncelleştirme tarihi: 8.01.2001
Bu bölümde önce miksiyonla ilgili anatomik ve fizyolojik bilgiler özetlenecek, arkasından
nörolojik anlamda idrar etme bozuklukları gözden geçirilecektir. Daha sonra da
rektumun sinirsel kontrolu ve bozukluklarına kısaca değinilecektir.
Miksiyonun Anatomi ve Fizyolojisi
Mesanenin inervasyonu parasempatik ve
sempatik sistemle ilgili liflerle sağlanır. Ayrıca dış sfinkteri kontrol eden
ve suprasegmanter somatik impulsları taşıyan bir sistemin daha mevcut olduğu
bilinmektedir.
Mesaneye gelen parasempatik sinir lifleri S2-S4
m. spinalis segmentlerinden kaynaklanır. Bu sinir lifleri, mesaneyi sirküler ve
uzunlamasına saran çizgisiz kas tellerinden oluşan detrusor kası inerve
ederler. Bu refleks arkının aferent dalını da mesaneden başlayıp aynı omurilik
segmentlerine varan parasempatik lifler oluşturur. Bunların, mesaneden kalkan
bazı duyusal impulsları da taşıdıkları sanılmaktadır.
Mesanenin sempatik inervasyonu ise
omuriliğin D11-L2 segmentleriyle ilgilidir. Mesane
duvarından kalkan sempatik teller m. spinalis’e doluluk ve aşırı
gerginliğe bağlı ağrı duyularını iletirler. Bu duyuların lateral spino-talamik
traktus ve arka kordonla ilişkili olarak bilinç düzeyine çıktıkları
sanılmaktadır. Aynı segmentlerden kalkıp mesaneye giden eferent sempatik
liflerin bu organın motilitesinde fazla bir rolü olmadığı ileri sürülmektedir.
İdrar etmenin istemli kontrolunu sağlayan
suprasegmanter impulsların piramidal yolların yakınında yer alan liflerle
omurilikte aşağıya indikleri düşünülmektedir. Bu impulslar S2-S4
ön kökler aracılığı ve n.pudentalis yoluyla dış sfinkter kasına ulaşırlar. Dış
sfinkter çizgili kaslardan yapılmıştır. Bu kortikospinal yol idrar etme
refleksini inhibe eder ve istemli miksiyon da inhibisyonun kalkmasıyla
gerçekleşir.
Normalde, mesanenin yavaş yavaş idrarla
dolmağa başladığı kortekse iletilir. Bu uyaranlara cevap olarak, bir süre
sonra, parasempatik refleks arkı üzerindeki santral inhibisyon artar. Bu da
detrusor kasın gevşemesine sebep olur ve mesane dolmağa devam eder. Fakat bir
noktadan sonra idrar etme isteği belirir. Miksiyonun başlaması için spinal
refleks arkının suprasegmanter inhibisyonu ortadan kalkar, detrusor kas kasılır
ve böylece mesanenin boynunu yukarı çeker. Aynı zamanda dış sfinkter de
gevşemesiyle idrar üretraya geçer.
Nörolojik İdrar Etme Bozuklukları
Frontal lob hastalıkları: Frontal sendromda
hastanın, şartların uygun olup olmadığına bakmadan, idrar ve feçesini altına
bıraktığı görülür. Buna frontal lob inkontinansı adı verilir. Yine
frontal lobların iç yüzlerindeki parasantral lobüllerin iki yanlı
hastalıklarında idrar etmenin istemli kontrolü ortadan kalktığından inhibe
edilemeyen mesane denilen bir durum ortaya çıkar. Hasta, idrar etme hissi
geldiğinde mesanesini hemen boşaltmak olanağını bulamazsa altına bırakmak
zorunda kalır.
Spastik mesane : Hiperaktiv veya hiperrefleksiv mesane de denen bu
hal bilateral serebrovasküler olaylarda (örneğin psödobülber paralizi), mültipl
sklerozda ve m. spinalisin çeşitli nedenlere bağlı kısmi lezyonlarında görülür.
Mesanenin refleks arkı üzerindeki suprasegmanter ihibisyonun bir ölçüde
azalmasına bağlıdır. Mesanede nisbeten az miktarda rezidüel idrar bulunur.
Spinal şokta mesane : Sakral segmentlerin üstünde kalan m. spinalis’in akut lezyonlarında lezyonun altında kalan omuriliğe ait bütün
refleks aktivitesi bir süre ortadan kalkar. Buna spinal şok denir. Mesane dolar,
fakat refleks olarak boşalamaz. Ancak, bir noktadan sonra mesaneden “taşan” idrarın damla damla dışarı aktığı görülür (İng. Overflow
incontinence ; Fr. Incontinence par regorgement). Mesanede sürekli olarak
rezidüel idrar kalır.
Otomatik mesane : Refleks mesane de denir. Spinal şoktan kurtulan
mesane boşaltma refleksi şiddetlenmiştir. Mesane spastiktir. Bir dereceye kadar
dolduktan sonra kendiliğinden, otomatik olarak boşalır. Sakral dermatomların
uyarılması da mesanenin boşalmasına neden olabilir. Bu sırada diğer spinal
reflekslerin de faaliyete geçmesine bağlı olarak bacakların karına doğru
toplanması , ereksiyon ve ejakülasyon görülebilir. Buna kitle refleksi (mass
reflex) adı verilir. (Spinal şok ve kitle refleksi için Refleks Bozuklukları bölümüne bakınız.)
Conus medullaris ve cauda equina
lezyonları : Mesaneyi boşaltan
refleks arkı bozulduğundan idrar retansiyonu görülür. Buna, taşma tarzında
enkontinans eşlik eder. Mesanede rezidüel idrar bulunur.
Refleks arkının aferent dalı lezyonları
: Tabes, diyabet, amiloidoz ve
otonomik duyusal nöropati yapan diğer hastalıklarda mesanenin refleks arkının
aferent dalı bozulmuştur. Detrusor kas, kasılabilmesi için gerekli aferent
impulsları almadığından gevşek ve hareketsizdir. Mesane genişlemiş ve
atoniktir. Taşma inkontinansı görülür. Mesanede büyük hacimde rezidüel idrar
topnır.
Defekasyon
Rektumun inervasyonu mesaneninkinin hemen
hemen aynıdır. Başlıca fark, defekasyonun istemli kontrolunun sadece dış
sfinkter yoluyla sağlanması ve kişinin rektum hareketlerini volonter olarak
inhibe edememesidir. Conus medullaris lezyonlarında sfinkterlerin ve levator
ani kasının felci nedeniyle dışkı enkontinansı görülür. Daha yüksek düzeydeki
omurilik lezyonlarında ise dışkı retansiyonu ortaya çıkar.
Sfinkter Kusuru Olan Hastanın Nörolojik
Muayenesinde Dikkate Alınacak Noktalar
Bazı hastaların sfinkter kusurlarının esas
nörolojik hastalığa bağlı olduğu kolayca anlaşılabilir. Bir cauda equina
sendromunda veya aşikar belirtilerle seyreden bir m. spinalis hastalığını
ortaya çıkarmak bir problem teşkil etmez. Belirtilerin silik olduğu olgularda
ise I. ve II. motor nöron hastalığına ait bulgular dikkatle aranmalı, hasta
duyu kusuru ve özellikle perianal hipoestezi bakımından itina ile muayene edilmelidir.
Bazen, sakral bölgedeki kıl ve hemanjiom gibi bulgular bir spina bifida ve onun
arkasında yatan doğuştan bir m. spinalis anomalisinin ipucu olabilir.
Sistometri, mesane bozukluğunun tipi
konusunda hekimi aydınlatan bir inceleme yöntemidir. Ayrıca, sfinkter kusuru
olan hastaların gerek problemin incelenmesi sırasında ve gerekse ortaya
çıkabilecek çeşitli komplikasyonlar ve problemlerin çözümlenmesi açısından bir
üroloji uzmanıyla birlikte izlenmesinde yarar vardır.