KOORDİNASYON BOZUKLUKLARI
Yazanlar: Sara ZARKO BAHAR,
Edip AKTİN
Son güncelleştirme tarihi:
8.01.2001
Genel Bilgiler
İstemli bir hareketin amaca
uygun, düzenli ve koordine bir şekilde yapılabilmesi sinir sisteminin karmaşık
işlevlerindendir ve piramidal, ekstrapiramidal ve serebellar sistemlerin
birlikte çalışmasıyla mümkündür. Bu işlevlerin yürütülebilmesi için hareket
sırasında kasların gerginlik durumundan ve eklemlerin pozisyonundan haberdar
olmayı sağlayan proprioseptiv duyu yolları, uyarıyı kasa taşıyan periferik
sinir ile bunu uygulayan çizgili kasların da normal olması gerekir.
İstemli hareketin her bir
unsurunun diğeriyle uyumlu şekilde yapılabilmesi, diğer bir deyişle
koordinasyon, başlıca serebellumun görevidir. Serebellum bu görevi sinir sisteminin
üç bölümüyle kurduğu karşılıklı bağlantılara yürütür: 1- Serebellumun flocculonodular
lob, uvula ve nodulus bölümleri ile vestibüler sistemin beyin
sapındaki nüveleri arasındaki karşılıklı bağlantılar dengenin korunmasını
sağlar. Serebellumun bu parçası orta çizgi üzerinde bulunur ve organın
filojenetik olarak en erken gelişen bölümü olduğundan arki-serebellum
adını alır. 2- Serebelluma kas, tendon ve eklemlerden gelen enformasyonları
ileten spino-serebellar yolların yer aldığı m. spinalis. Bu yolların taşıdığı
duyu türüne, bilinçsiz derin duyu adı verilir. Omurilik, büyük bölümüyle, orta
hat üzerinde bulunan paleo-serebellumla karşılıklı olarak bağlantılıdır.
3- İstemli hareketi başlatan motor korteks. Motor korteksin bağlantıları ise
serebellar hemisferlerledir. Bu bölüme neo-serebellum adı verilir.
Bir anatomik özellik olarak,
serebellumun ekstremitelerle ilişkisinin düz, serebral korteksle bağlantısının
ise çapraz olduğunu eklemek gerekir.
Serebellum Lezyonlarında
Ortaya Çıkan Bulgular
1- Beyinciğin vestibüler
parçasının (arki-serebellum)
lezyonlarında vertigo, nistagmus ve ataksi ortaya çıkar. Vertigo ve nistagmus “Kranyal Sinirler” bölümünde anlatılmıştır.
Ataksi de “Duruş ve Yürüyüş Bozuklukları”nda
ele alınmış olmakla birlikte bu nokta üzerinde burada da kısaca durmak yararlı
olacaktır. Serebellumun orta çizgi lezyonlarındaki ataksi bir gövde
ataksisidir, hasta ayakta durma ve yürümede güçlük çeker. Kol ve bacakla ilgili
serebellar bulgu yoktur. Yani, böyle bir hasta yatakta muayene edilse ataksinin
farkına varılmaz.
2- Serebellum serebral korteks ve
m. spinalis ile ilişkili bölümlerinin (neo-serebellum ve paleo-serebellum)
lezyonlarında aşağıdaki belirti ve bulgular ortaya çıkar :
a. Hipotoni : Hastalanan serebellar hemisferin aynı
tarafındaki kol ve bacakta hipotoni görülür. Hipotoninin aranması “Tonus Muayenesi” bölümünde ele alınmıştır.
b. Dissinerji : Serebellum hastalıklarının önde gelen
bir belirtisidir. İstemli bir hareketin yumuşak ve düzgün bir şekilde
yapılabilmesi için hareketi sağlayan agonist kaslar kasılırken antagonist
kasların gevşemesi gerekir. Serebellum hastalıklarında bu düzen kaybolmuştur.
Bu nedenle, hasta hemisfer tarafındaki ekstremite ardısıra hareketleri yapmakta
güçlük çeker. “Koordinasyon Muayenesi”
bölümünde de kaydedildiği gibi, hastadan elleriyle bilekten hızlı
pronasyon-supinasyon hareketleri yapması veya bir eliyle diğer elinin sırtına
hızlı-küçük hareketlerle vurması istendiğinde lezyon tarafındaki el bu ardısıra
hareketleri beceriksiz ve düzensiz şekilde yapar. Buna disdiadokokinezi
adı verilir.
c. Dizartri : Ardısıra hareketleri yapmadaki güçlükte
olduğu gibi, konuşma işlevini sağlayan kaslar arasındaki sinerjinin bozulması
ile ortaya çıkar. Serebellar dizartri kesik kesik, vurguların yanlış yerde
yapıldığı, zaman zaman hecelerin patlayıcı şekilde telaffuz edildiği bir
dizartridir ve sarhoş konuşmasına benzetilir (Afazi,
Apraksi, Agnozi bölümüne bakınız).
d. Dismetri : Bir ekstremite örneğin kol, karşıdaki
bir objeyi almak için uzatıldığında hareket normalde serebellumun sürekli
kontrolu altındadır. Böylece, istemli hareketteki düzensizlikler düzeltilerek
ölçülü ve amaca ulaşan bir hareket sağlanır. Serebellum hastalığında bu kontrol
ortadan kalktığından ekstremite mesafeyi ayarlayamaz. Bir örnekle açıklayacak
olursak, hastanın kolunu yana açarak işaret parmağını burnuna değdirmesi
istendiğinde lezyon tarafındaki parmak hedefi bulamaz ve hızla burna veya
yanağa çarpar (Koordinasyon Muayenesi bölümüne
bakınız).
hareketli görüntü:dismetri
e. Tremor : Serebellum hastalıklarında tremor
koordine bir hareketin yapılması sırasında ortaya çıkar. Yani Parkinson
hastalığında olduğu gibi statik değil kinektiktir. Özellikle hareket amacına
yaklaşırken belirgin hal alır. Bu tip tremora intansiyonel tremor adı verilir (İstemsiz Hareketler bölümüne bakınız).
f. Ataksi : Serebellar hemisfer lezyonlarında yürüyüş
genellikle ataktiktir. Yürüme sırasında hasta lezyon tarafına doğru sapar veya
aynı tarafa doğru düşebilir. Bu durumda hastanın düşme eğiliminde olduğu taraf
ekstremitelerinde dismetri ve disdiadokokinezi saptanır. Oysa serebellum vermis
lezyonlarındaki ataksi dismetri ve disdiadokinezi olmaksızın ortaya çıkar.
Böyle bir hastanın yürüyüşünün serebellar ataksi olarak değerlendirilmesi,
başka bulgu olmadığından ötürü, güç olabilir.
Serebellar sistem hastalıklarında
bu bulgular tek tek veya değişik oranlarda bir arada bulunabilir. Belirtiler
ancak dikkatli bir muayeneyle ortaya konabilecek kadar hafif olabilir. Bazen de
günlük aktiviteyi engelleyecek boyutlara varabilir. Örneğin hastanın ataksi
nedeniyle ayakta duramadığı; dizartriden ötürü söylediğinin anlaşılamadığı;
dismetri, disdiadokinezi ve intansiyonel tremor yüzünden yemeğini kendi başına
yiyemediği görülür.
Ağır tremoru olan bazı hastalarda
en küçük bir hareket girişimi sırasında bütün vücudu kaplayan yaygın ve
sıçrayıcı nitelikte hareketler ortaya çıkabilir.
Bazı serebellum hastalıklarında
da hastanın oturduğu yerde bütün vücuduyla sürekli sallandığı dikkati çeker.
Buna serebellar instabilite adı verilir.
Bazı Serebellar Sistem
Hastalıkları
1- Mültipl skleroz
klinikte serebellar sendromun en sık görülen nedenidir. Genç hastalarda hızlı
yerleşen ve spontan düzelmeler gösteren serebellar bulgular genellikle bu
hastalığı düşündürür. Nörolojik bulguların tekrarlanması ve bu sırada santral
sinir sisteminin değişik bölgelerine ait belirtilerin ortaya çıkması klinik
tanıyı destekler (Felçler bölümüne ve “İkinci Kranyal Sinir” e bakınız).
2- Arka çukur tümörlerinde
ilerleyici serebellar sendrom bulguları görülür. Çocukluk çağındaki beyin
tümörlerinin büyük bir bölümü arka çukurda yer alır. Erken çocukluk döneminde
dismetri, disdiadokokinezi ve ataksiyi değerlendirmek güçtür. Bazen de tümörün
orta çizgi yapılarından kaynaklanması nedeniyle başlıca bulgu gövde
ataksisinden ibaret olabilir. Bu nedenle bu tümörler, seyrek olmayarak, kafaiçi
basıncı artışı bulguları yerleştikten sonra fark edilir. Tekrarlayan kusmaları
olan çocuklar serebellum tümörü yönünden dikkatli bir şekilde
değerlendirilmelidir.
3- Yaşlılarda ve/veya diyabet ve
yüksek kan basıncı gibi risk faktörleri taşıyan hastalarda akut yerleşen bir
serebellar sendrom serebellar infarktı veya kanamayı düşündürür.
Kitle etkisiyle beyin sapının bastırılması veya serebellar tonsillaların
foramen magnum'dan fıtıklaşması ölüme yol açabilir. Bu olgularda erken cerrahi
girişim hastanın hayatını kurtarabilir.
4- Erişkinde ilerleyici saf bir
serebellar sendrom, yer kaplayıcı bir lezyona bağlı değilse, hasta sistemik
malignite yönünden araştırılmalıdır. Tablo “paraneoplazik” adı da verilen,
malign urların metastatik olmayan “uzak etkisi” ile ortaya çıkmış olabilir.
5- Alkol, difenilhdantoin
(fenitoin) kullanımı ve hipotiroidi ilerleyici serebellar sendroma yol
açabilir. Hidantoine bağlı serebellar belirtiler, genellikle, ilacın azaltılıp
kesilmesiyle kaybolur. Wilson hastalığının da herhangibir devresinde serebellar
bulgular ortaya çıkabilir.
6- Erişkin yaşta ortaya çıkan
serebellar sendrom bazen kranyo-servikal bölgedeki gelişme anomalileri
(platybasia-Arnold-Chiari malformasyonu) ile birlikte bulunabilir.
İlerleyici serebellar bulgular ve alt kranyal sinirlere ait belirtilerin
yanısıra aşağıya vuran nistagmus böyle bir olasılığı akla getirmelidir.
7- Genç hastalarda ilerleyici
serebellar bulguların derin duyu kusuru ve piramidal bulgular ile bir arada
bulunması genellikle familyal özelliği olan dejeneratif sinir sistemi
hastalıklarını akla getirmelidir. Bu gruba spino-serebellar ataksiler
adı verilir.
8- İltihabi süreçler seyrinde de
serebellar bulgular ortaya çıkabilir.Bunlar arasında kabakulak ve su çiçeği
gibi döküntülü hastalıklar sayılabilir.Çocuklarda non-spesifik bir üst solunum
yolu infeksiyonunu izleyerek de akut serebellar bulgular gelişebilir.
Tekrarlayan orta kulak iltahapları sonrasında gelişen serebellar bulgular hızla
büyüyebilen bir serebellar abse olasılığını akla getirmelidir.