NÖROLOJİK MUAYENE
Yazanlar: Sara ZARKO BAHAR, Edip AKTİN
Son güncelleştirme tarihi: 20. 02. 2001
GİRİŞ
Nörolojik muayenenin sırası birçok kez hastanın özelliklerine ve muayene eden hekimin alışkanlıklarına göre değişiklik gösterebilir. Ancak, izlenen sıra ne olursa olsun bulguların belli bir şema içinde kaydedilmesi gerekir. Böylelikle, bir yandan muayene bulgularını okuyan bir başka hekimin hastayı kolay anlaması sağlanır, diğer yandan da bulguların eksik bir şekilde kaydedilmesi önlemiş olur.
Nörolojik muayenenin kaydedilmesinde aşağıdaki kılavuzdan yararlanılabilir. Muayene bulguları yazıldıktan sonra klinik tablonun başlangıç ve seyrini tanımlayan kısa bir özet yapılmalıdır. Daha sonra bulguların hangi nörolojik sendroma uyduğu ve sendromun anatomik lokalizasyon kaydedilmelidir. Örneğin bacakları tutan ve göbeğine kadar duyu kusuru ve iki yanlı Babinski delili olan bir hastada "D10 m. spinalis segmenti seviyesine kadar çıkan duyu kusuruyla giden piramidal parapleji sendromu" söz konusudur ve bu sendromun anatomik lokalizasyonu "Dorsal m. Spinalis" tir. Böylelikle sinir sisteminin hangi bölgesinin araştırılacağı anlaşılmış olmaktadır. Nörolojik sendrom ve bunun anatomik lokalizasyonu kaydedildikten sonra ayırıcı tanıya girebilecek olasılıklar belirlenerek bir inceleme şeması hazırlanır.
Nörolojik muayenenin başlangıç veya sonunda diğer sistemler de yeterli bir şekilde muayene edilmelidir. Özellikle kalp, kan basıncı, radyal nabız ritmi ve sayısı, diğer periferik arter nabızları kontrol edilmelidir. Bunun yanısıra kranyum stetoskopla dinlenmeli, özellikle kranyo-servikal damarların boyunda palpasyon ve oskütasyonu ihmal edilmemelidir.
Aşağıdaki sayfalarda, "Muayene Kılavuzu"ndaki sıralamaya göre sinir sisteminin nasıl muayene edileceği, bulguların nasıl kaydedileceği ve bu sırada nelere dikkat edilmesi gerektiği kaydedilmiştir. Kranyal sinirlerin muayenesi, ilgili bölümde anlatıldığı için burada yeniden ele alınmayacaktır.
NÖROLOJİK MUAYENE KILAVUZU
HANGİ ELİNİ KULLANDIĞI :
UYANIKLIK DURUMU ve GENEL GÖRÜNÜM :
KONUŞMA BOZUKLUĞU : Afazi yönünden ön
değerlendirme.
ENSE SERTLİĞİ VE MENİNGEAL BELİRTİLER
KRANYAL SİNİRLER:
I:
Koku algılama ve ayırdetme
II:
Görme keskinliği, görme alanı, fundus
III, IV, VI: Göz hareketleri, konvejans, pupillalar, nistagmus
(bakış yönü, hızlı fazın yönü, frekans ve amplitüdün büyük olduğu bakış yönü
belirtilecek).
MOTOR SİSTEM :
KAS KUVVETİ : 0/5-5/5 arası derecelendirme
Kas adı
Parezi testleri (Mingazzini, Grasset-Gaussel
gibi)
Gerekirse büyük eklemlerin hareketi ile
ekstremitelerin yerçekimine karşı hareketi tanımlanacak
TONUS :
TROFİSİTE : Kas erimesi, deri ve adneksleri ile eklemlerdeki trofik kusurlar.
İSTEMSİZ HAREKET: Kore, atetoz, tik, epilepsi, fasikülasyon vb.
DUYU:
SUBJEKTİF :
OBJEKTİF
YÜZEYEL
DERİN
KORTİKAL
GERME-VALLEIX NOKTALARI
KOORDİNASYON VE ATAKSİ : Parmak - Burun,
Diz-Topuk, ardısıra
REFLEKSLER:
TENDON REFLEKSLERİ: 0= Kayıp,+/- = Azalmış, + = Normal, ++= Canlı, +++=
Artmış, ++++= Polikinetik
YÜZEYEL REFLEKSLER : Karın derisi, kremaster, anal
PATOLOJİK REFLEKSLER: Babinski, Hoffmann, Klonus, İlkel refleksler,
Medüller otomatizma
DURUŞ VE YÜRÜYÜŞ : Tanımlama
SFİNKTER KUSURU:
MENTAL MUAYENE: Mental muayene şemaasına göre yapılacak
AFAZİ, APRAKSİ, AGNOZİ: İlgili şema ışığında kaydedilecek
EK BULGULAR: (Chvostek, Trousseau gibi)
KLİNİK TABLONUN ÖZETİ :
SENDROM :
ANATOMİK LOKALİZASYON :
TANI OLASILIKLARI :
İNCELEME ŞEMASI :
GÜNLÜK GÖZLEM: Düzgün ve itinalı el yazısı ile "gözlem
kağıtlarına&" yazılacak.
MOTOR SİSTEM MUAYENESİ
Motor sistem muayenesinde kas kuvveti, kas tonusu ve istem dışı hareketler değerlendirilir. Ayrıca kas kitleri gözden geçirilip bir kas erimesi olup olmadığı kontrol edilir.
KAS KUVVETİ MUAYENESİ
Kas kuvveti üç şekilde muayene edilir:
Büyük Kas Gruplarının Test Edilmesi
Özellikle kortiko-spinal yol lezyonlarında görülen hemiparezi, paraparezi gibi büyük kas gruplarının tutulduğu hallerde başvurulur. Ekstremitelerin daha çok proksimal kas gruplarını tutan primer kas hastalıklarında da bu şekilde muayene yeterli olabilir. Boyun fleksiyonu ve ekstansiyonu; omuz abduksiyon ve adduksiyonu; önkol, bilek ve parmakların fleksiyon ve ekstansiyonu test edilir. Bunun için hasta adı geçen kas gruplarıyla ilgili eklem hareketini yaparken hekim bu harekete karşı koyar. Örneğin hasta bütün gücüyle omuzunu abduksiyon durumuna getirirken hekim bu harekete engel olarak omuzu adduksiyon durumunda tutmağa çalışır. Hastada kas gücü çok azalmışsa hiçbir direnç uygulamadan bu hareketlerin ne ölçüde yapılabildiği tesbit edilir. Bacak hareketleri de benzer şekilde test edilir.
Kasların Tek Tek Test Edilmesi
Bu muayene daha çok periferik sinir hastalıklarında uygulanır. Her kas, ayrıntıları nöroloji ders kitaplarında bulunabilecek özel manevralarla test edilir. Burada da muayenenin esası, tek bir kasın kasılması sırasında hekimin karşı kuvvet uygulayarak kas gücü hakkında fikir edinmesidir. Tutulan kaslara bakarak lezyonun hangi periferik sinirde motor kökte veya medulla spinalis segmentinde olduğu anlaşılabilir. Burada, bazı kas testleriyle ilgili resimler verilmiştir.
(Şekillerde oklar hekimin uyguladığı kuvvetin, üçgenler hastanın göstereceği direncin yönünü işaret etmektedir).
Şekil 43a. M. Deltoideusun muayenesi
Şekil 43b.
M.
Bicepsin muayenesi
Şekil 43c. M. Tricepsin muayenesi
Şekil 44a. Bilek ekstensorlarının muayenesi
Şekil 44b. Parmak
ekstensorlarının muayenesi
Şekil 44c. Parmak fleksorlarının muayenesi
Şekil 45a. Başparmak abduksiyonunun muayenesi
Şekil 45b. İnterosseusların muayenesi
Şekil 46a. M. Ileopsosasın muayenesi
Şekil 46b. M. Quadriceps femorisin muayenesi
Şekil 46c. M. Gluteus maximusun
muayenesi
Şekil 47a. Hamstring grubunun muayenesi
Şekil 47b. Ayak ekstensorlarının muayenesi
Şekil 47c. Ayak
fleksorlarının muayenesi
Kas kuvveti,
sıfır ile beş arasındaki sayılarla derecelendirilir:
5= Normal kas gücü
4= Kas normal hareketini
yapmakta, ancak karşı yönde bir kuvvet uygulandığında yenilebilmektedir.
3= Kas yalnızca yer çekimine
karşı koyabiliyor
2= Test edilen kas ancak yer
çekimini ortadan kaldıran bir pozisyona getirildiğinde hareket edebiliyor.
1= Kasta ancak gözle görülebilen
veya palpasyon ile farkedilen bir hareket vardır. Fakat bu, eklem hareketine
sebep olmaz.
0= Tam felç
Buna göre bir hemiparezi
tablosunu muayene kağıdına şu şekilde kaydetmek mümkündür : "Sağ ağız
komisüründe zaaf; kas gücü sağ omuz abduksiyonunda 3/5, adduksiyonda 4/5 ;
dirsek fleksiyonu 3/5, ekstansiyonu 2/5; el bileği ve parmak hareketleri 0/5;
sağ bacağın bütün hareketleri 4/5. Sol vücut yarısınnda kas gücü normal".
Bu muayene bulguları, hastada yüzü de içine alan bir sağ hemiparezi
bulunduğunu, hemiparezinin kolda bacaktan daha baskın olduğunu, koldaki zaafın
da distal (bilek ve el) kaslarda egemenlik gösterdiğini ifade eder. Böylece,
hastanın durumu kolayca göz önüne getirilebilir.
Özellikle periferik sinirlerin
hastalığında uygulanan izole kas testlerinin sonuçlarını kaydederken de
kasların gücü teker teker yazılmalıdır.
Büyük kas gruplarının tutulduğu
hastalıklarda yukarda yazılanlara ek olarak sade ve açık tanımlamalar da
hastanın durumunu anlatmakta büyük yarar sağlar. Örneğin, durumuna göre
"Hasta sağ bacağını kaldırmadan yatak yüzeyinde çekebiliyor",
"Hasta sağ bacağını yatak yüzeyinden 80O kadar
kaldırabiliyor", "Sağ elini yumruk yapamıyor", "Yardımla
ancak birkaç adım atabiliyor", "Yardımsız ve bastonsuz sağ ayağını
hafifçe sürterek yürüyebiliyor"şeklindeki global değerlendirme cümlelerini
muayene kağıdına kaydetmenin hastanın izlenmesi açısından büyük yardımı olur.
Parezi Testleri
Bu testler, proksimal kas gruplarındaki
zaafın hafif olduğu ve kas testleriyle kolayca ortaya çıkarılamadığı durumlarda
işe yarar.
Kollarda : Hasta gözleri kapalı
olarak otururken kollarını avuçları yukarıya bakacak şekilde yere paralel
duruma getirir. Ufak bir zaaf varsa kol hafifçe pronasyona gelerek yavaşça yer
e doğru inmeğe başlar. Bu durum "El pronasyon testi sağda +" şeklinde
kaydedilir.
Aynı amaçla, bacaklarda üç test
uygulanır :
1- Grasset33-Gaussel
testi: Hasta sırtüstü yatarken bacaklarını birbirine değdirmeden ve
dizlerini kırmadan yatak yüzeyinden aynı anda kaldırıp indirir. Bu hareket
birkaç kez tekrarlandığında parezi olan tarafın diğerine göre geri kaldığı
görülür. "Grasset-Gaussel testi : Sağ bacak geri kalıyor" veya
"Grasset-Gaussel testi sağda +" şeklinde kaydedilir (Şekil 48a)
33. Joseph GRASSET (1849-1918) : Fransız
hekimi
2- Mingazzini34
testi : Hasta sırtüstü yatarken kalça ve diz eklemleri 90o
fleksiyona getirilir. Böylece uyluk yere dik, tibia ise yere paralel duruma
gelmiş olur. Parazili bacak yavaşça yatak yüzeyine yaklaşır. "Mingazzini
testi sağda +" veya "Sağ bacak erken düşüyor" şeklinde ifade
edilir (Şekil 48b )
34.
Giovanni MINGAZZINI (1859-1929): İtalyan nöro-psikiyatrist. Afazi,
N. hypoglossus'un anatomisi ve corpus callosum konularında çalışmaları vardır. Unutkanlığı
ile ün yapmıştır. Operaya karısıyla birlikte gittiği, eve yalnız döndüğü
söylenir. İtalyada faşizm yıllarında rejime sadakat yeminini imzalamamasıyla da
ün yapmıştır.
3- Barré testi
: Hasta yüzükoyun yatar durumda iken dizlerini 900 fleksiyona
getirir. Parazili bacak yavaşça yatağa doğru düşer. İfade şekli : "Barré
testi sağda +", veya "sağ bacak erken düşüyor"
(Şekil 48c)
Şekil 48. Parezi testleri . A. Grasset-Gaussel testi, B. Mingazzini
testi, C. Barré testi.
Mingazzini ve
Barre' testlerinde normal bir kişi bacaklarını iki dakika kadar havada
tutabilir. Bununla beraber, bu testlerde özellikle hangi bacağın ötekine oranla
daha önce düştüğüne dikkat edilir ve o bacakta parezi olduğuna hükmedilir.
Kas kuvveti muayenesinde dikkat
edilecek noktalar :
KAS TONUSU
MUAYENESİ
Tonus muayenesine başlamadan önce
hastada eklem deformitesi, ağrı veya başka bir nedenle hareket kısıtlılığı, kas
kontraktürü bulunmadığından emin olmak gerekir.
Muayene sırasında hastayla
konuşurken onun dikkatini çekmeden ekstremitelerin tonusuna bakılabilir ".
";Kolunuzu serbest bırakınız" gibi hatırlatmalar bazen tam tersi
sonuç verebilir. Kol ve bacak eklemlerine fleksiyon-ekstansiyon,
abduksiyon-adduksiyon hareketleri yaptırılarak tonus durumu tesbit edilir. Tonusun
normal, artmış veya azalmış olduğu kaydedilir. Varsa, hipertoninin tipi
saptanır. Spastisitede bir kas veya kas grubunda antagonistine göre tonus
artmıştır. Rijiditede ise agonist ve antagonist kasların ikisi birden
hipertoniktir. Hastada spastisite varsa yazarken "Kolda fleksor
hipertoni", "Bacakta ekstensor tonus artışı" gibi deyimler
kullanılabilir", "Bacakta spastisite"; de aynı anlama gelir.
Rigoru olan Parkinsonlu
hastalarda dişli çark belirtisi aranır. Hekim, hastanın ön koluna yumuşak bir
şekilde ardarda fleksiyon ve ekstansiyon hareketleri yaptırır. Bu sırada biseps
kası bir dişli çarktan kurtuluyormuş izlenimini verir. Aynı şey el bileğinde de
tekrarlanır. Dişli çark delili belirginse kolayca hissedilir. Hafif olduğu
durumlarda ancak ilk birkaç harekette, dikkat edilince fark edilebilen takılma
hissi sonra kaybolur. Bu durumda eklem hareketine devam etmek ve 10-15 kez
tekrarlamak uygun olur. Böylece, kaybolan dişli çark belirtisi yeniden ortaya
çıkabilir.
Hastada tonus azalmasından
şüphelenince hipotonik izlenimi veren ekstremitenin boşluğa sarkıtılıp hekim
tarafından sallanması da değerlendirmede yardımcı olur.
Serebellum hastalıklarında
görülen pandüler refleks özellikle bacakta güzel gösterilebilir. Hasta yatağın
kenarına oturup bacaklarını sarkıtır. Patella tendonuna vurulunca bacağın bir
pandül hareketiyle birkaç kez öne-arkaya sallandığı görülür. Pandüler
refleksteki bu gidip-gelmeler piramidal yol hastalıklarındaki polikinetik
reflekslerden farklıdır. Polikinetik reflekste ekstiremitedeki hareketler ani
ve sıçrayıcı niteliktedir.
Bazı kas distrofilerinde görülen
miyotonik fenomen de bu arada aranır. Hastadan avucunu açıp kapaması istenir.
Miyotonisi olan hastalar kas gevşemesi bozuk olduğundan bazen yumruğunu açmada
güçlük çekerler. Bunlarda tenar çıkıntısına çekiçle vurunca başparmağın havaya
kalktığı ve bir süre o pozisyonu muhafaza ettiği görülür. Dil de miyotoni
aramak için uygun bir organdır. Hastadan dilini dışarı çıkarıp dişlerinin
üzerine koyması istenir. Dil üzerine konan bir dil baskısına çekiçle hafif bir
darbe indirilir. Dişlere değen bölgede dilin iki taraftan çentiklendiği ve bu
boğumun bir süre devam ettiği görülür.
KAS ERİMELERİNİN MUAYENESİ
Hasta soyunmuş halde muayene
edilmelidir. Yüz, dil, çiğneme ve boyun kaslarından başlayarak ekstremite ve
gövde kasları gözden geçirilir. Gerektiğinde palpasyonla kitle ve kıvrımları
hakkında fikir edinilir.
Bir kas atrofisi görüldüğünde
hastanın ne zaman farkettiği, ilerleyici olup olmadığı sorulur.
Kırık ve diğer nedenlere bağlı
eklem deformitelerinde hasta eklem civarındaki kaslarda erime görülebilir. Bunun
nörolojik bir anlamı yoktur.
Kas erimesinin lokalizasyonu,
distal veya proksimal, simetrik veya asimetrik olduğu kaydedilir. Atrofi bazı
hallerde örneğin omuz kavşağı gibi bir bölgeyi tuttuğu gibi bazen de bir veya
birkaç kasın tek başına eridiği görülür. Bu son durumda eriyen kas veya kaslar
tek tek yazılmalıdır.
Dil çiğneme kasları ve
sterno-kleido-mastoid kasların muayenesi ilgili kranyal sinirlerde
anlatılmıştır.
Kol veya bacaktaki atrofi tek
taraflı ise ekstremitenin çevresini ölçmek ve karşı taraftaki ile kıyaslayarak
muayene kağıdına kaydetmek hastanın izlenmesi bakımından önem taşır. Ölçümler
belirli kemik noktalarından belirli uzaklıklarda yapılmalı ve bu mesafe de not
edilmelidir.
Psödohipertrofi varsa
lokalizasyonuyla birlikte kaydedilir.
Gelişme asimetrisi (growth
asymetry) ekstremiteler yanyana getirilerek aranır, el ve ayakların
büyüklüğü kıyaslanır.
İSTEMSİZ HAREKETLERİN
MUAYENESİ
İstemsiz hareketlerin tanınması
hekimin gözlem gücüne bağlıdır ve onun deneyim kazanmasıyla giderek bir problem
olmaktan çıkar. Zaten birçok involonter hareket bir kez görülünce artık
unutulmayacak kadar tipiktir. Bununla birlikte, yine de zaman zaman görülen
hareketin adlandırılmasında güçlük çekildiği vakidir.
Hekimin ilk dikkat edeceği
noktalar hareketin yeri, şekli, ne zamandan beri bulunduğu, amplitüdü,
ekstremiteye yer değiştirip değiştirtmediğidir. İstemsiz hareketlerin büyük
bölümü uykuda kaybolur, dikkatin başka yere çekilmesiyle azalır, heyecan ve
gerginlik durumlarında artar.
Bütün bu nitelikleri dikkate
alarak gözlenen hareket, "İstemsiz Hareketler" bölümünde tanımlanan gruplardan
birine sokulabilir. Bazı hareketlerin tek grupta açıklanamayacağını, kombine
şekillerin de bulunduğunu eklemek gerekir. Koreoatetoz bunun bir örneğidir.
Tremorların muayenesinde dikkat
edilecek husus statik (istirahat tremoru), kinetik (intansiyonel)
ve postüral niteliktedir. Statik tremor Parkinson hastalığında görülür.
Dikkatli bir muayenede olguların büyük çoğunluğunda hastalığın diğer
belirtilerini de saptamak mümkündür. Bir kısım olgularda ise belirtiler zaten
çok aşikardır. İntansiyonel tremor serebellar sistem hastalıklarında görülür. Nitelikleri
tremorlar anlatılırken, muayene şekli de "Koordinasyon
Muayenesi" nde ele
alındığından burada tekrarlanmayacaktır. Postüral tremor eller gergin bir
şekilde ileriye doğru uzatılarak aranır. Bu grubun oldukça sık görülen bir
şekli olan esansiyel tremor olgularının bir bölümü familyal nitelik taşır. Alkol
esansiyel tremoru hafifletir. Bu noktayı ve familyal faktörü dikkatle
soruşturmalıdır. Tremoru olan bir hasta karşısında düşünülecek şeylerden biri
de hipertiroididir. Taşikardi, terleme, kilo kaybı ve göz bulguları olup
olmadığı araştırılmalı, gerekirse laboratuar testleri yapılmalıdır. Birçok ilaç
ve toksik maddelerin de tremora neden olduğunu unutmamalıdır.
Nöroleptiklere ve L-Dopa'ya bağlı
istemsiz hareketlerden daha önce bahsedilmiştir. Hastadan bu hususlarda da
bilgi almak gerekir.
Fasikülasyonlar derinin altında
hızlı seyirmeler halinde görülürler. Dilde fasikülasyon ararken hasta dilini
ağız tabanında hareketsiz tutmaya gayret etmelidir. Omuz çevresi, göğüs, sırt
kol ve bacaklar da dikkatle gözlenmeli, spontan fasikülasyon yoksa provoke
etmeye çalışmalıdır. Bunun için kasın üzerine elle veya çekiçle peşpeşe vurmak
genellikle yeterlidir.
DUYU MUAYENESİ
Duyu muayenesi, nörolojik
muayenenin hekim ve hasta için en zor, en yorucu ve sübjektif yoruma en açık
bölümüdür. Kuşkusuz, duyusal yakınması olmayan ve muayene sırasında objektif
bir duyu kusuru olmadığı izlenimini veren bir hastada bu muayene kısa zamanda
tamamlanabilir. Aksi halde, hastanın sübjektif şikayetlerinin niteliğini iyice
anlayabilmek ve hastanın neresinde ne tipte bir duyu kusuru olduğunu ortaya
çıkarabilmek büyük zaman ve sabır isteyen bir çaba gerektirir. Bu bakımdan,
hastanın yorulup dikkat ve kooperasyonu yetersiz hale geldiğinde muayeneyi bu
noktada bırakmak, bir süre sonra kaldığı yerden devam etmek uygun olur.
Duyu muayenesi iki aşamada
yapılır: 1- Önce hastanın sübjektif yakınmaları sorulur. 2- Sonra objektif duyu
muayenesi yapılır.
Sübjektif Duyusal Yakınmalar
El ve ayaklarda uyuşma,
karıncalanma, keçeleşme ve iğnelenmeler periferik bir nöropatiyi düşündürür. Yumuşak
bir halı üzerinde yürüyormuş hissi, bacaklarda ve gövdede sanki bir kalıp
içindeymişcesine sıkışma, ayrıca elektriklenme ve benzeri duyular da derin duyu
bozukluğuna işaret eder. Başlıca mültip sklerozlu hastalarda görülen başın öne
eğilmesinde enseden vertebral kolon boyunca aşağıya vuran elektriklenme
duyusunu da (Lhermitte belirtisi) buraya sokabiliriz.
Hasta ağrıdan yakınıyorsa yeri,
yayılması (boyundan kola, belden bacağın arkasına ve topuğa doğru, gövdede
enlemesine kuşak şeklinde), süresi, niteliği (saplanıcı, zorlayıcı, künt,
yanıcı), hareket ve pozisyonla ilişkisi, öksürme "ıkınma-aksırmayla artıp
artmadığı sorulur. Bu özellikler ağrıyı doğuran yer ve olayın niteliği hakkında
bazı ipuçlalrı verebilir. ("Duyu Bozuklukları" bölümüne bakınız.)
Objektif Duyu Muayenesi
I-Yüzeyel (Eksteroseptiv), II-
Derin (proprioseptiv), III- Kortikal duyular muayene edilir.
Yüzeyel Duyu Muayenesi
a- Dokunma duyusu : Ufak bir pamuk parçasını yüz ve bedenin
her tarafına değdirerek muayene edilir. Hasta gözlerini kapar. Pamuğu her duyduğunda
"evet"demesi istenir. "evet" demediği bölgelerde hipoestezi
olduğu düşünülür. Hastanın bazen duyduğu halde haber vermeyebileceğini
düşünerek ikaz edilmesi gerekebilir.
Bu muayene, kooperasyonu iyi olan
bir hastada, pamuğu önce duyusu normal olduğu düşünülen bir bölgeye değdirerek
ve sonra vücudun başka bölgelerinde aynı derecede duyup duymadığı sorularak ta
yapılabilir. Diğer nörolojik bulgular hastadaki duyu kusurunun yüzün ve vücudun
yalnız bir tarafında olduğunu düşündürüyorsa hasta ve sağlam tarafın az çok
simetrik noktalarını kıyaslayarak muayene etmek de mümkündür.
b- Ağrı : Muayene iğne ile yukarda tanımlanan
şekilde tekrarlanır.
c- Isı : Çapları eşit iki deney tüpünden birine
sıcak, diğerine soğuk su konularak ve gözler kapalı iken yapılır. Hastaya ilkin
tüplerin ısı farkı öğretilir. Daha sonra vücudun değişik yerlerine değdirilen
tüplerden hangisinin sıcak hangisinin soğuk olduğunu söylemesi istenir.
Yüzeysel duyu kusuru saptandığında bu alan bir vücut şeması üzerinde işaretlenir. Böyle oluşturulan bir şema duyu bozukluğunun tipini tesbit ederek sinir sisteminin hangi bölümünün hasta olduğu konusunda fikir verir. ("Duyu Bozuklukları" bölümüne bakınız).
Güçlükler ve dikkat edilecek noktalar :
II- Derin Duyu
(Proprioseptif Duyu)
Pozisyon, pasif hareket,
vibrasyon ve derin ağrı, duyuları muayene edilir. Bu duyu türlerine bilinçli
duyu adı verilir.
a- Pozisyon duyusu : Hastanın gözleri kapalıdır. Ekstremitelerden
biri belli bir pozisyona getirilerek hastadan karşı ekstremiteyi de benzer
duruma getirmesi istenir.
b- Pasif hareket duyusu : Gözler kapatılır. Hastanın el veya ayak
parmaklarından biri iki yandan tutularak yukarıya veya aşağıya doğru hareket
ettirilir. Bu sırada hastadan hareketin yönünü belirtmesi istenir.
Dikkat edilecek noktalar :
1- Pasif hareket sırasında parmak
alt ve üst tarafından tutulmamalıdır. Aksi halde hasta, hareket sırasında
tutulan parmak üzerindeki basınç değişikliğini farkederek hareketin yönünü
tahmin edebilir.
2- Ritmik şekilde
"aşağı-yukarı-aşağı" hareket ettirmekten kaçınılmalıdır. Bu durumda
hasta otomatik olarak doğru cevap verebilir.
c- Vibrasyon duyusu: Titreştirilmiş bir diyapazon ile
yapılır. İlkin hastanın titreşimi öğrenmesi için klavikula veya sternum üzerine
konur. Daha sonra gözler kapalı iken ekstremite uçlarında bir kemik üzerine
konularak titreşimi algılayıp algılamadığı sorulur Algılıyorsa bu kez titreşin
sonlandığı anı belirtmesi istenir. Böylece titreşimi algıladığı süre
belirlenir. Bu süre normal gençlerde 20 saniye kadardır. Yaş ilerledikçe alt
ekstremitelerde vibrasyon süresinin kısaldığı unutulmamalıdır.
Romberg delili : Derin duyu kusuru aramak için
kullanılan bir testtir. Hasta ayaklarını birleştirdiği halde gözlerini
kapayınca dengesi bozulur, olduğu yerde sallanmaya başlar, hatta yere
düşebilir. Tabes dorsalis, m. spinais'in subakut kombine dejenerasyonu ve
duyusal nöropatilerde görülür.
d- Derin ağrı : Aşil tendonu sıkılarak veya kaslar
kuvvetli bir şekilde bastırılarak ağrı duyup duymadığı araştırılır.
III- Kortikal Duyu
Muayeneden önce hastanın yüzeysel
ve derin duyusunun normal olduğundan emin olmak gerekir.
a- Stereognozi : Bir objeyi şekil, büyüklük ve yapısal
özelliklerinden tanıma yeteneğidir. Muayene sırasında hastanın gözleri kapalı
olmalıdır. Bu sırada eline kolayca tanıyabileceği anahtar, kalem, çakmak gibi
objeler verilerek adlandırması istenir. Hastanın objeyi tanıyamamasına astereognozi
denir.
b- İki nokta ayırımı : Deriye aynı anda değdirilen uçları künt
bir pergeli iki ayrı nokta olarak algılayabilme yeteneğidir. Muayene sırasında
gözler kapalı olmalıdır. Normalde, el parmak uçlarında 5 mm mesafedeki iki
nokta algılanabilirken ayak sırtında bu mesafe 5 cm'e kadar çıkar.
c- Grafestezi : Gözler kapalı iken künt bir cisim ile
deriye yazılan bir harf veya sayının tanınmasıdır. Bu amaçla en sık avuçlar
kullanılır.
d- Taktil lokalizasyon : Gözler kapalı iken vücudun değişik
yerlerine dokunularak bu noktaları lokalize etme yeteneği araştırılır
e- Taktil inatansiyon (Sönme
fenomeni) : Muayene için
yüzeyel duyunun normal olması gerekir. Hasta gözlerini kapatır. Sağ veya sol
beden yarısına aynı anda birer iğne değdirilir. Taktil inatansiyonu olan hasta
bunlardan yalnızca birini algılar. (Inattention=Dikkatsizlik).
Bu muayene bir başka şekilde de
yapılabilir. İğne önce şüpheli beden yarısına değdirilir. Hasta başlangıçta
bunu duyarken ikinci bir iğne sağlam vücut yarısına değdirildiğinde ilk
değdirilen iğne fark edilmez olur.
Bütün kortikal duyu bozuklukları
karşı taraf paryetal lobun hastalığını gösterir.
KOORDİNASYON MUAYENESİ
İstemli hareketin koordinasyonu
serebellar sistem tarafından sağlanır. Bunun için ön şart kas gücünün ve derin
duyunun sağlam olmasıdır. Aşağıdaki testler uygulanır.
1. Ölçülü Hareket Testleri
Parmak- Burun Testi
a-Kol omuzdan tam abduksiyonda
iken hasta işaret parmağını burnuna değdirir. Bu hareketi ardarda yapması
istenir.
b-Hasta işaret parmağını
karşısında oturan hekimin işaret parmağına değdirdikten sonra kendi burnuna
değdirir. Bu hareketi ardarda tekrarlarken hekim her defasında parmağının
yerini değiştirir.
Diz-Topuk Testi
Sırtüstü yatar durumda muayene
edilir.
a. Hasta bir ayağını havaya
kaldırarak topuğunu diğer bacağının dizine değdirir. Ardından ayağını tekrar
eski durumuna getirir. Bu hareketi ilkin bir, sonra öteki ayağı ile ardarda
tekrarlaması istenir.
b- Hasta topuğunu karşı dizine
değdirdikten sonra ayağını tibya kemiği boyunca düz bir çizgi üzerinde sürterek
aşağı indirir. Bu hareketi birkaç kez tekrarladıktan sonra aynı hareketi diğer
ayağı ile de yapar.
Serebellar sistem
hastalıklarında, hasta lezyon tarafındaki parmağını burnuna yaklaştırırken
hedefi bulmakta güçlük çeker. Bu durumda parmak ya hızla buruna çarpar
(dismetri), ya da buruna yaklaşırken sağa-sola, yukarı-aşağı sapmalar yaparak
hedefe ulaşır. Bu son duruma intansiyonel tremor adı verilir.
Parmak-burun testinin alt ekstremitedeki eşdeğeri olan diz-topuk testi de
ipsilateral serebellar hemisfer lezyonunu gösterir. Hasta topuğu ile dizini
bulmakta güçlük çeker veya topuğunu dizine değdirdikten sonra topuğunu bu
pozisyonda tutamaz ve tibya üzerinde aşağı doğru indirdikten ayak sağa sola
sapar.
2. Ardısıra Hareket Testleri
Hastaya hızlı ardısıra hareketler
yaptırılır.
a. Kollarını dirsekten fleksiyona
getirerek önkol vertikal pozisyonda iken her iki el ile hızlı pronasyon-
supinasyon hareketleri yapar.
b. Hasta bir elini, avucu yukarı
gelecek şekilde açar. Diğer elinin sırtını ve palmer yüzünü ön kolun ardarda
hızlı pronasyon-supinasyon hareketleriyle açık avucuna değdirir.
c. Bir elinin parmaklarını
yanyana bitiştirir. Sonra bu parmakların palmer yüzüyle diğer elinin sırtına
ardarda hızlı ve küçük hareketlerle vurur.
Ardısıra hareketler de serebellar
hemisfer lezyonu ile ipsilateral olarak beceriksiz, düzensiz ve yavaş bir
karekter alır. Buna disdiadokokinezi adı verilir.
3. Hedefi Aşma (Past Pointing)
Hasta ile hekim karşılıklı olarak
kollarını öne uzatırlar. Hasta, işaret parmaklarını hekimin işaret
parmaklarının karşısına getirir. Sonra kollarını aşağıya indirir ve tekrar
hekimin parmakları hizasına kadar başlangıçtaki durumuna getirir. Test, kollar
yukarı kaldırılarak da yapılabilir. Gözler açık ve kapalı durumda olmak üzere
uygulanır.
Serebellar sistem hastalıklarında
hasta serebellum hemisferi ile aynı tarafta olan kol lezyon tarafına doğru dışa
sapar. İçkulak hastalıklarında da sapma hasta labirent tarafına doğrudur. Fakat
bu hareket her iki kolda birden görülür.
REFLEKS MUAYENESİ
Sırasıyla tendon refleksleri,
yüzeysel refleksler ve patolojik reflekslerin muayenesi anlatılacaktır.
I- Tendon Refleksleri
Tendon reflekslerinin
muayenesinde iyi bir refleks çekicine gerek vardır. Muayene sırasında hastaya
verilecek pozisyon her refleks için aşağıda ayrı ayrı tarif edilmiştir. Bu
arada, hastanın kendisini rahat hissedip gevşek bırakması önem taşır. Tendona
vururken refleks çekici sapın en ucundan tutulmalı ve el bileği vuruş sırasında
serbestçe hareket ettirilmelidir.
Tendon refleksleri muayene
kağıdına aşağıdaki şekilde kaydedilebilir :
0 = Kayıp veya alınmıyor
± = Azalmış
+ = Normal
++ = Canlı
+++ = Artmış
++++ =
Polikinetik (Bir vuruşa birkaç hareketle cevap)
Çene
Refleksi
Teknik : Hasta ağzını hafifçe
açar ve alt çenesini serbest bırakır. Hekim sol el işaret parmağını altdudağın
altına koyar ve üzerine refleks çekici ile vurur (Şekil 49).
Normalde ya hiç cevap alınmaz
veya çenede yukarı doğru hafif bir hareket hissedilir.
Periferik sinir : N.
trigeminus
Segmanter inervasyon : Pons
Patolojik durum : Ponsun
üzerindeki piramidal yol lezyonlarında artar.
Şekil 49.
Çene refleksinin muayenesi
Biseps
Refleksi
Teknik : Ön kol dirsekten yarı
fleksiyonda iken sol el parmağı biseps kasının tendonu üzerine yerleştirilip
üzerine çekiçle vurulur (Şekil 50).
Normal cevap önkolun
fleksiyonudur.
Periferik sinir : N.
Musculocutaneus.
Segmanter inervasyon : C5,
C6 m. spinalis.
Şekil
50a. Biceps refleksinin oturan hastada muayenesi
Şekil 50b. Biceps refleksinin yatan hastada
muayenesi
Triseps
Refleksi
Teknik : İki şekilde muayene
edilir (Şekil 51a ve b).
a. Omuz abduksiyonda iken önkol
bedene paralel pazisyonda tutularak serbestçe aşağıya sarkıtılır. Bu durumda
triseps tendonuna vurulur.
b. Sırtüstü yatar durumda iken
hastanın eli hafifçe tutularak önkol gövde üzerinde dirsekten fleksiyona
getirilerek triseps tendonuna vurulur.
Normal cevap önkolun
ekstansiyonudur.
Periferik sinir : N. Radialis.
Segmenter inervasyon : C6,
C7 m. spinalis .
Şekil
51a, Şekil 51 b. Triceps refleksinin iki şekilde muayenesi
Stiloradyal
Refleks
Teknik : Kol yarı pronasyonda
iken radiusun stiloid çıkıntısını vurur.
Normal cevap önkolun fleksiyon
ve hafif supinasyonudur. Parmaklarda da hafif bir fleksiyon görülebilir (Şekil 52).
Periferik sinir : N. radialis.
Segmanter inervasyon : C5, C6
m. spinalis.
Şekil 52. Stiloradyal refleksin muayenesi
Patella
Refleksi
Teknik : Hasta otururken veya
yatar durumdayken bakılabilir.
a. Hasta muayene masasının
kenarına oturarak ayaklarını sarkıtmış durumdayken patella tendonuna vurulur (Şekil
53).
b. Hasta sırtüstü yatar
durumdayken hekim kolunu her iki dizin arkasından geçirerek bacakları hafif
fleksiyonda tutar ve patella tendonlarına sırasıyla vurur (Şekil 54).
Normal cevap bacağın
ekstansiyonudur.
Periferik sinir : N. Femoralis.
Segmanter inervasyon : L2
- L4 spinalis.
Şekil 53. Patella refleksinin oturur
durumda muayenesi
Şekil 54. Patella refleksinin
yatar durumda muayenesi
Aşil
Refleksi
Teknik : İki durumda bakılabilir.
a. Yatar durumda bacak hafifçe
dışa rotasyon ve dizden fleksiyona getirilir. Bu sırada muayene eden sol
avucunu ayak tabanına koyarak ayağı bilekten hafifçe dorsal fleksiyona getirip
aşil tendonuna vurur (Şekil 55).
b. Hasta, ayaklar yatak kenarının
dışında serbest kalacak şekilde dizlerinin üzerine oturtularak Aşil tendonuna
vurulur.
Normal cevap ayak bileğinin
planter fleksiyonudur.
Periferik sinir : N. Tibialis.
Segmanter inervasyon : S1 m.
spinalis.
Şekil 55. Aşil refleksinin yatar durumda muayenesi
Tendon
Reflekslerinde Artma
a. Normale göre biraz artmış
cevap canlı olarak kaydedilir. Kişiye göre değişmek üzere canlı refleksler
normal insanlarda da görülebilir.
b. Refleks cevap ani ve hızlı bir
sıçrama yapıyorsa artmış olarak değerlendirilir.
c. Cevap birden fazla hareket
yaptıracak kadar şiddetliyse polikinetik adı verilir.
d. Artmış ve polikinetik
refleksler piramidal sistem hastalıklarında görülür. Piramidal yolun akut
şekilde hastalanması sonucu birdenbire yerleşen hemipleji ve paraplejilerinin
erken döneminde tendon refleksleri alınmaz. Reflekslerin ortaya çıkıp giderek
artması bazen günler veya haftalar alabilir. Bu konu "Refleks
Bozuklukları" bölümünde tartışılmıştır.
Tendon Reflekslerinde
Azalma
a. Tendon refleksleri normal
kişilerde de hipoaktif olabilir.
b. Refleksleri aslında normal
olan bir kişide tendon reflekslerini almada güçlükle karşılaşılabilir. Bu
durumda refleksler hastanın dikkatini başka yöne çeken kolaylaştırıcı manevralar
ile tekrar muayene edilir. Örneğin hastadan kenetlenmiş ellerini sıkıp
gevşetmesi, üçer üçer sayması istenir. Bunlardan birincisine Jendrassik
manevrası adı verilir.
c. Refleks arkının herhangi bir
noktada kesilmesi tendon refleksinin azalma veya hiç alınmamasına (kayıp) neden
olur. Bu duruma örnek olarak periferik sinir (polinöropati), ön boynuz
(poliomiyelit) ve kas hastalıklarını (miyopati, polimiyozit) gösterebiliriz.
d. Kas tonusunun arttığı
spastisite ve rijidite gibi durumlar ile kas kontraktürleri veya eklem
deformitelerinin varlığında da refleks cevabın değerlendirilmesi güç olabilir.
II- Yüzeysel Refleksler
Deri ve mukozanın uyarılması ile
ortaya çıkan refllekslerdir. Bunlardan kornea refleksi n. trigeminus, farinks
refleksi de n.glossopharyngeus ve n. vagus'la ilgili bölümlerde
anlatılmıştır ("Kranyal Sinirler"bölümüne bakınız).
Karın Derisi Refleksi
Teknik : Hasta sırt üstü yatar. Karın
derisi anahtar veya kalem gibi künt uçlu bir cisimle kaburga kenarına paralel,
göbekten dışa ve pubisten yukarı-dışa doğru hafifçe çizilir.
Normal cevap çizilen bölgede
karın kaslarının kasılması ve göbeğin çizilen tarafa doğru çekilmesidir.
Segmanter inervasyon : D1-L1
m. spinalis.
Şişman kişilerde ve çok doğum yapmış kadınlarda alınmayabilir.Refleks
arkının bozulduğu segmanter lezyonlar D7 m. spinalis segmentinin yukarısındaki
piramidal lezyonlarda alınmaz. Alınmayan karın derisi refleksi piramidal yol
lezyonunun karşı tarafındadır.
Kremaster Refleksi
Teknik : Uyluk iç kısmı
çizildiğinde aynı taraftaki testis yukarı çekilir.
Periferik sinir : N.Femoralis.
Segmanter inervasyon: L1-L2 m.
spinalis.
Anal Refleks
Teknik : Perianal bölge hafifçe
çizilir. Normal cevap anüs sfinkterinin kasılmasıdır.
Segmanter inervasyon : S4,S5 m. spinalis.
Taban Derisi Refleksi
(Planter Refleks)
Teknik : Ayak tabanı ucu künt bir
cisimle dış kenarı boyunca topuktan orta parmak metatarso-falengeal eklemine
doğru çizilir. (Şekil 56A)
Normal cevap parmakların
fleksiyonudur (Şekil
56 B).
Periferik sinir: N. Tibialis
Segmanter inervasyon : S1, S2 m. spinalis.
Şekil
56A. Taban derisi refleksinin muayenesi
Şekil 56 B. Babinski delili
Şekil 56
C. Normal cevap,
III-Patolojik
Refleksler
Bunlar fizyolojik şartlarda
bulunmayan, ancak santral sinir sisteminin çeşitli hastalıklarında ortaya çıkan
reflekslerdir.
Babinski Delili
Taban derisi refleksinin
patolojik şeklidir. Piramidal yol hastalıklarında görülür. Yukarda yazıldığı
gibi taban derisi künt bir cisimle tabanın dış yanından orta
metatarso-falangeal ekleme doğru çizildiğinde normalde görülmesi gereken
parmakların planter fleksiyon cevabı yerine başparmağın dorsifleksiyona gelmesidir
(Şekil 56 C). Babinski delilinin varlığında diğer dört parmakta bazen
hiçbir hareket görülmez. Bazen de parmaklar yelpaze gibi birbirinden uzaklaşır.
Yelpaze delili (evantay belirtisi) adı verilen bu bulgu tek başına veya
başparmağın dorsifleksiyonu ile birlikte görülebilir. Her iki durum da
patolojiktir ve aynı değeri taşır. Bazen taban derisinin çizilmesinde
parmaklarda hiçbir hareket görülmez. Bu duruma taban derisi refleksinin cevapsız
veya lakayd olması adı verilir.
Başparmağın dorsifleksiyonu,
evantay cevabı veya taban derisi refleksinin cevapsız kalışı piramidal yol
hastalığını gösteren ve klinik nörolojide büyük önem taşıyan belirtilerdir.
Dikkat edilecek noktalar
1. Taban derisi refleksi bir
yaşına kadar olan çocuklarda ekstensor cevap verir.
2. Bazı hastalar taban derisinin
çizilmesinden rahatsız olduklarından istemli olarak parmaklarını
dorsifleksiyona getirerek uyarandan kaçmaya çalışırlar. Bu durumda Babinski
delilini değerlendirmek mümkün değildir. Hastayı rahatlatıp dikkatini başka
yöne çekerek ayağın dış yüzünden tabana doğru yavaşça uyararak tekrar muayene
edilmelidir.
3. Cevapsız taban derisi refleksi
bazen taban derisinin duyusunu veya başparmağın ekstansiyonunu bozan periferik
sinir hastalıklarında da görülebilir. Bu taktirde bir önlem taşımaz.
4. Dikkatle alınması gereken bir
nokta da taban derisi kalın bazı hastalarda, özellikle yeterli kuvvetle
stimülasyon uygulanmadığı hallerde taban derisi refleksinin cevapsız
kalabileceğidir.
Piramidal yolun hastalanmasında
ortaya çıkan ve Babinski delilinde olduğu gibi ayak parmağının dorsifleksiyonu
ile giden dört patolojik refleks daha vardır. Bunlara Babinski delili
eşdeğerleri adı verilir.
1. Oppenheim35
Refleksi: Tibia kemiği baş ve işaret parmakları arasında yukardan aşağıya doğru
bastırılarak aranır.
2. Gordon refleksi : Baldır
kasları sıkılır.
3. Schaeffer delili : Aşil
tendonu sıkılır.
4.Chaddock refleksi : Dış
malleonun alt kenarı künt bir cisim ile çizilir.
Şekil
56 D. Oppenheim efleksi
Şekil 56 E. Chaddock refleksi
Çeşitli
nedenlerde Babinski delilinin iyi değerlendirilemediği durumlarda bunlardan
birinin pozitif olması önemli bir bulgudur.
34. Hermann OPPENHEIM (1858-1919). Alman nöro-psikiyatristi. Tabes, alkol ve
kurşuna bağlı nöropatiler, sinir sistemi sifilizi ve mültipl sklerozla ilgili
çalışmaları vardır. Dystonia musculorum deformans deyimi ona aittir. Bugün bir
antite olarak kabul edilmeyen amyotonia congenita, Oppenheim hastalığı adııyla
da anılmaktadır. Westphal'ın ölümünden sonra Berlin Tıp Fakültesince
oybirliğiyle onun yerini almak üzere seçilmiş, Eğitim Bakanlığının bu tayini
onaylamaması nedeniyle Üniversiteden ayrılarak Berlinde uluslararası ünü olan
özel bir nöroloji kliniği kurmuştur.
Aşağıda yazılan
patolojik refleksler de piramidal yol hastalıklarında ortaya çıkar.
Mendel36-Bechterew37 refleksi
Ayak
sırtına refleks çekici ile vurulur. Ayak parmaklarında planter fleksiyon görülür.
35. Kurt MENDEL (1847-1946). Berlinli sinir hekimi
36. Vladimir Mikhailovich BECHTEREW (Bekhterev) (1857-1927) : Rus nöro-psikiyatristi. Ural dağlarının eteklerindeki ufak bir köyde doğdu. Kocaman başı, kırlaşmış sakalı ve iriyarı gövdesiyle bir mujiği andırıyordu. Almanyada Flechsig'in yanıında nöro-anatomi, Wunt ile psikoloji çalıştı. Pavlov'un çağdaşıdır. Kazan ve St. Petersburg Üniversitelerinde öğretim üyeliği yaptı. İlgi alanı nöro-anatomiden sosyal psikiyatriye kadar uzanır. Superior vestribüler nukleus onun adıyla anılır. Sentral tegmental traktusu ilk tanımlayanlardır. Deneysel psikoloji alanında da çalışmaları vardır. Şartlı refleksler, viseral fonksiyonların kortikal merkezleri gibi araştırmaların yanısıra "kitle davranışı", ";kolektif refleksoloji" gibi konularla da ilgilenmiştir. Ayrıca devrinin ünlü bir nörologuydu. Dolu ve yorucu bir günün sonunda hastalarını ancak gece yarısından sonra görebildiği söylenir.
Rossolimo Refleksi
Ayak tabanına metatarso-falengeal eklem bölgesinde çekiçle vurulur. Ayak parmaklarında fleksiyon görülür.
Aşil Klonusu
Sol el popliteaya konularak bacak hafifçe dizden fleksiyona getirilir. Ayak tabanı sağ el ile tutularak ayak bileği kısa, ani ve kuvvetli bir hareketle dorsifleksiyona getirilir ve o pozisyonda tutulur. Cevap, ayak bileğinin kendiliğinden hızlı fleksiyon ve ekstansiyon hareketlerini ardarda sürdürmesidir (Şekil 57).
Şekil 57. Aşil klonusu aranması
Patella Klonusu
Bacak yatak yüzeyinde serbestçe uzatılmışken, patella baş ve işaret parmakları arasında kavranarak aşağıya doğru ani ve kuvvetli bir şekilde itilip o vaziyette tutulur. Klonus varsa patellanın ardarda yukarı-aşağı hareket ettiği görülür.
Hoffmann Delili
Muayene edilecek elin orta parmağını hekim sol eli ile metakarpo-falengeal eklem bölgesinde dorsifleksiyona getirir. Sonra diğer elinin baş ve işaret parmakları ile bu parmağı tutup ani bir fleksiyon yaptırır. Cevap olarak baş parmakta fleksiyon ve adduksiyon, diğer parmakların distal falankslarında ise fleksiyon hareketi görülür (Şekil 58).
Hoffmann refleksi birçok normal insanda da görülebilir. Babinski delili kadar güvenilir bir patolojik refleks değildir.
Şekil 58. Hoffmann delili aranması
İlkel Refleksler
Aşağıda gözden geçireceğimiz patolojik refleksler bebeklik çağında görülüp sonra kaybolduğundan ve erişkin insanda genellikle yaygın beyin hastalıklarında ortaya çıktığından ilkel refleksler adıyla anılırlar.
Yakalama Refleksi (Grasp Reflex, Grasping)
Muayene eden kişi elinin işaret ve orta parmağını hastanın avucunu ulnar tarafında yukardan aşağıya doğru gezdirir. Yakalama refleksi varsa hasta hekimin parmaklarını sıkıca tutar. Hekim parmaklarını çekmek isterse parmakları daha da sıkı bir şekilde kavrar. Dört aylığa kadar bebeklerde normaldir. İki taraflı yakalama refleksinin fazla bir lokalizasyon değeri yoktur. Sadece yaygın beyin hasarını gösterir. Tek taraflı olduğu hallerde ise kontrlateral frontal lob lezyonuna işaret eder.
Emme Refleksi
Ağız komisürüne doğru dudağa parmakla değilmesi ağızda o yöne doğru bir hareket doğurur ve dudaklarda emme hareketi ortaya çıkar. Bebeklik döneminde normal olan bu refleksin erişkinde ortaya çıkması demans, ağır kafa travması, ensefalit gibi yaygın beyin hastalığını gösterir.
Palmo-mental Refleks
Elin tenar çıkıntısı künt bir cisimle çizildiğide aynı taraftaki çene kasının kasıldığı görülür.
Snout * Refleksi
Nazolabyal bölgeye parmakla vurulduğunda m. orbicularis oris'n kasılmasıyla dudakların büzülerek adeta hortum gibi öne doğru uzandığı görülür.
* Snout : Hayvan burnu (İng.)
Glabella Refleksi
Glabella üzerine hafifçe vurulduğunda normalde refleks bir göz kırpma hareketi görülür. Ancak bu vuruşlar peşpeşe tekrarlandığında cevap hızla kaybolur. Parkinson hastalığında ise glabella refleksi her vuruşta alınır. Diğer bir deyişle normaldekinden farklı olarak refleks yorulmaz.
DURUŞ VE YÜRÜYÜŞ MUAYENESİ
Ayakta Duruş
Hasta ayağa kaldırılır. Ayakta rahatça durup durmadığına, bir tarafa doğru yıkılma eğilimi gösterip göstermediğine bakılır. Durabiliyorsa, ayaklarını bitiştirmesi istenir. En son da gözleri kapalı olarak bir süre izlenir, Romberg delili olup olmadığına bakılır.
Yürüyüş
Hastadan serbestçe yürümesi istenir. Bu sırada adımların uzunluğuna, kolların karşı bacakla asosye bir şekilde sallanmasına dikkat edilir. Hemiplejik, spastik, serebellar, ördekvari veya topuklayarak yürüyüş ve stepaj gibi özellikler varsa kaydedilir.
Hastayı topukları ve parmak uçları üzerinde yürütmek, muayenede gözden kaçan ayak bileği ve parmaklarıyla ilgili bir dorsifleksiyon veya planter fleksiyon zaafını ortaya çıkarmada yardımcı olabilir.
Hastanın düz bir çizgi üzerinde yürümesi, daha sonra da bir ayağının topuğunu diğer ayağının ucuna değdirerek yürümesi (tandem walk) isenir. Özellikle sereballar sistem lezyonlarında hasta bu testleri başaramaz, sendeleyip yere düşebilir.
Arka kordon tipi atakside gözler kapatılınca yürüme güçlüğü daha da artar.
Bazı hastalarda yürüme özelliklerinin daha hasta kapıdan girerken hekimin dikkatini çekecek derecede belirgin, hatta tipik olabileceğini, kısa sürede tanıya ulaşmada bundan yararlanılabileceğini ekleyelim.
(Muayene sonuçlarını değerlendirmek için"Duruş ve Yürüyüş Bozuklukları" bölümüne bakınız).