SİNİR İLETİ İNCELEMELERİ VE ELEKTROMİYOGRAFİ
M. Barış BASLO
Son güncelleme tarihi: 14.12.2009
Sinir ve kas hücreleri,
elektrik üretebilen, dışarıdan elektrik ile uyarılabilen ve
elektriği iletebilen dokulardır. Gerek sinir, gerekse kas
membranı istirahatte hücre içerisine bakan tarafı elektronegatif
olacak şekilde bir transmembran potansiyel farkına sahiptir. Bu
potansiyel farkı, yüklü iyonların hücre içi ve hücre
dışı kompartmanlarda, aralarında bir yalıtkan olacak
şekilde (hücre membranı) farklı konsantrasyonlarda
konuşlandırılmış olmasından kaynaklanır. Bu
fark, istirahat membran potansiyelini tesis eder. Membrandaki voltaja
duyarlı sodyum kanallarının açılıp hücre içerisine
sodyum kimliğinde pozitif yük göçü ise membranı depolarize eder;
artık hücre içi, hücre dışına göre daha pozitiftir ve bu
durum aksiyon potansiyelini tetikler. Aksiyon potansiyeli oluştuktan sonra
sinir ya da kas membranı üzerinde iletilir. Aksiyon potansiyeli
şeklindeki biyoelektriksel faaliyet sinir hücresi ve akson üzerinde iletilip,
periferik ve merkezi sinir sisteminde iletişim haberleşme için
kullanılırken; kas lifi üzerinde eksitasyon kontraksiyon
eşlemesi ile kas kasılması ve kuvvet üretimi için
kullanılır. Bu nedenle sinir lifleri aksiyon potansiyeli oluşum
ve iletimini hızlandıracak yapısal şekillenmelere (miyelin
kılıf, Ranvier düğümleri), kas lifleri ise kontraktil elemanlara
(sarkomer) sahiptirler.
Sinir ve kas lifleri üzerinde
oluşmuş aksiyon potansiyeli uygun ekipman kullanılarak
kaydedilebilir. Bu biyoelektriksel faaliyetin normal değerlerden
gösterdiği sapma; klinik elektrofizyoloji alanında hastalık
teşhisi için kullanılmaktadır. Bu bölümde önce sinir ve
kasın biyoelektriksel faaliyetinin kayıtlanmasına dair yöntemler
sunulacak; ardından sık karşılaşılan patofizyolojik
modellerin elektrofizyolojik bulguları
tartışılacaktır.
I SİNİR
İLETİ İNCELEMELERİ
Günlük pratikte duysal ve motor
ileti incelemeleri yapılmaktadır.
A) Duysal İleti
İncelemeleri
Duysal ileti incelemelerinde
ölçümü yapılacak sinir doğru akım ile uyarılır ve
oluşturulan aksiyon potansiyelleri yine sinir üzerinden kaydedilir.
Uyarı ve kayıt için yüzeyel elektrodlar kullanılır.
Uyarının şiddeti supramaksimal olmalıdır. Yani,
ölçümü yapılacak sinirin bütün aksonlarını uyartacak
şiddetin de biraz üzerinde (supramaksimal) ayarlanmalıdır.
Duysal sinirler bilgiyi
çevreden merkeze taşımaktadırlar, bu nedenle; periferden
uyarım ve proksimalden kayıt ortodromik (fizyolojik ileti yönünde)
iletim, proksimalden uyarım ve distalden kayıt ise antidromik
(fizyolojik ileti yönünün aksine) iletim olarak adlandırılır.
Siniri uyartmakla tetiklenen
aksiyon potansiyellerinden kayıt elektroduna ulaşanların
toplamı duysal sinir aksiyon potansiyeli olarak bilinir ve ölçülebilir
bir takım parametreleri tanımlanmıştır (Şekil
1). Başlangıç latansı (distal latans), uyarı
artefaktından potansiyelin ilk pozitif pikine kadar geçen sürenin
milisaniye cinsinden ifadesidir. Tepe latansı (pik latansı),
uyarı artefaktından potansiyelin elektronegatif pikine kadar geçen sürenin
milisaniye cinsinden ifadesidir. Potansiyelin amplitüdü, elektronegatif pik ile
ikinci elektropozitif pik arasında ölçülen salınımın
genliğidir ve mikrovolt olarak birimlendirilir. Duysal ileti
hızı, uyarı ve kayıt elektrotları arasındaki
mesafenin, başlangıç latansına bölünmesi ile hesaplanır
(metre/saniye).
Şekil 1. Duysal
aksiyon potansiyeli ölçülebilir parametreler.
Ölçümü yapılan sinir
aksonal dejenerasyona uğramakta ise, kaydedilen duysal aksiyon
potansiyelinin amplitüdü düşecek (cevaba katılan akson
sayısı azaldığı için), fakat duysal ileti
hızı pek değişmeyecektir (Şekil 2). Ancak,
sinir demiyelinizasyon remiyelinizasyon sürecinden geçiyor ise, duysal ileti
hızı yavaşlayacak; ileti hızları birbirinden
farklı aksonlar üzerinde oluşmuş aksiyon potansiyelleri
kayıt elektroduna farklı zamanlarda saçaklanarak geldiklerinden
duysal aksiyon potansiyeli yayvanlaşıp amplitüdü düşecektir.
Şekil 2. Duysal
aksiyon potansiyeli aksonal dejenerasyon. Düşük amplitüt, duysal ileti
hızı normal.
B) Motor İleti
İncelemeleri
İletisi ölçülecek sinir
yüzeyel elektrodlar ile supramaksimal şiddette uyarılır ve cevap
kas üzerinden kaydedilir. Bu özelliği ile motor ileti incelemeleri
duysallardan farklıdır. Motor sinir aksonları üzerinde
oluşturulan aksiyon potansiyelleri değil, sinirkas
kavşağını aşıp, kas lifleri üzerinde tetikletilen
aksiyon potansiyellerinin toplamı kaydedilmektedir. Kayıt elektrodu
hedef kas üzerinde aktif kaydedici kutup (katot) motor son plak
kuşağı hizasına, referans görevi gören anot ise tendona
gelecek şekilde yerleştirilmelidir (kasın göbeği
kasın tendonu kayıtlaması / belly tendon). Bu şekilde
kaydedilen cevap, bileşik kas aksiyon potansiyeli olarak bilinir (motor
cevap, kas yanıtı, M yanıtı). Bileşik kas aksiyon
potansiyeli; motor aksonlar, sinir kas kavşağı ve kas lifleri
hakkında ortak bilgi taşımaktadır.
Motor ileti incelemesinde
ölçülen sinir en az iki farklı noktadan uyarılır. Bu noktalardan
birisi distal, diğeri daha proksimal yerleşimlidir. Bu şekilde
kaydedilen bileşik kas aksiyon potansiyellerinin ölçülebilir bir
takım parametreleri tanımlanmıştır.
Başlangıç latansı (distal latans) uyarı artefaktı ile
potansiyelin temel çizgiyi elektronegatif yöne terk ettiği nokta
arasında geçen sürenin milisaniye cinsinden ifadesidir. Amplitüt, temel
çizgi ile elektronegatif pik arasındaki salınımın
genliğidir (milivolt biriminden). Motor ileti hızı, iki
uyarı noktası arasında hesaplanır: proksimal uyarıma
cevaben kaydedilen bileşik kas aksiyon potansiyelinin distal
latansından, distal uyarıma cevaben kaydedilen bileşik kas
aksiyon potansiyelinin distal latansı çıkartılarak fark
latansı bulunur. İki uyarı noktası arasındaki mesafe
bu fark latansına bölünerek distal proksimal uyarı noktaları
arasındaki motor ileti hızı hesaplanır. Bu şekilde bir
hesaplama; sinirkas kavşağındaki gecikmeyi ve kas lifi
üzerindeki iletim süresini değerlendirme dışı bırakmak
için gereklidir (Şekil 3).
Şekil 3. Motor ileti incelemesi ölçülebilir parametreler.
Ölçümü yapılan sinir
aksonal dejenerasyona uğramakta ise bileşik kas aksiyon
potansiyelinin amplitüdü düşecek, motor ileti hızı çok
yavaşlamayacaktır (Şekil 4). Bileşik kas aksiyon
potansiyelinin amplitüdü, kas lifi harabiyeti ile seyreden süreçlerde ve sinir
kas kavşağında iletimin bloğa
uğradığı durumlarda da (botulizm, LEMS gibi) düşük
bulunabilir. Ancak sürece hakim patoloji miyelin kılıf kusuru ise
motor ileti hızları belirgin derecede yavaşlayacak, distal
gecikmeler uzayacak ve bileşik kas aksiyon potansiyeli
yayvanlaşıp genliğinden kaybedecektir (Şekil 5).
Periferik sinirlerde akut demiyelinizasyon, bazı sinir lifleri üzerinde
aksiyon potansiyeli iletimini engelleyerek iletim bloklarına da yol
açabilir (Şekil 6).
Şekil 4. Motor ileti incelemesi aksonal dejenerasyon.
Şekil 5. Motor ileti incelemesi demiyelinizasyon.
Şekil 6. Motor ileti incelemesi iletim bloğu.
C) Geç Yanıtlar
F yanıtları ve H
refleksi, günlük pratikte başvurulan geç yanıtlardandır.
F yanıtları, el yada
ayak kaslarından kayıtlı olmak üzere bir periferik sinirin supramaksimal
şiddette uyarılması sonucu, EMG cihazının
ekranında beliren bileşik kas aksiyon potansiyelinden daha geç
çıkan, şekil ve latansı uyarıdan uyarıya
değişen yanıtlardır (Şekil 7). Sinir üzerinde
uyarım ile tetiklenen aksiyon potansiyellerinden proksimale, sinir köküne
gidip, ön boynuz hücresinin dendritlerini eksite ettikten sonra geriye
ateşleyen ve tekrar aynı yolu kat ederek hedef kasa ulaşan
birkaç aksiyon potansiyelinin toplamından oluşurlar. Sinir köklerinde
yaygın demiyelinizasyon ile seyreden akut demiyelinizan inflamatuar
polinöropati (Guillain-Barré Sendromu) tanısında, özellikle
hastalığın erken döneminde hayli bilgi vericidir. Bu
hastalıktaki radiküler demiyelinizasyon nedeni ile F yanıtları
alınmaz olur, demiyelinize sinir lifleri arasındaki efaptik
geçiş A dalgaları şeklinde belirir (Şekil 8).
Şekil 7. F
Yanıtları Normal.
Şekil 8. A Dalgaları.
H refleksi, önkoldaki fleksör karpi
radyalis kasından medyan sinir uyarımına cevaben ve
baldırdaki soleus kası üzerinden tibyal sinir uyarımına
cevaben kaydedilen bir reflekstir. Refleksin aferent bacağı, söz
konusu sinirler içerisindeki, intrafuzal kas liflerinden kalkan derin duyu lifleri;
eferent bacağı, arka kökten arka boynuza giren duysal aksiyon
potansiyellerinin sinaps yaptığı alt motor nöronların
aksonları;ve efektör organları da kayıtlamanın
yapıldığı adı geçen kaslardır. Medyan sinir
uyarımı ile fleksör karpi radyalis kasından kaydedilen H
refleksi C7 kökünün; tibyal sinir uyarımı ile soleus kasından
kaydedilen H refleksi de S1 kökünün işlevselliğini test eden
yöntemlerdir.
II İĞNE
ELEKTROMİYOGRAFİSİ
İskelet
kaslarının istirahat ve kası sırasındaki
biyoelektriksel faaliyetinin iğne elektrodlar ile kaydedilmesi
işlemidir.
İstirahat halindeki sağlıklı
kaslarda sadece iki çeşit fizyolojik aktivite kaydedilir. Bunlardan ilki
giriş aktivitesi olup; iğne elektrodun elektriksel anlamda
uyarılabilir bir doku içerisinde seyahat ettiğini gösterir.
İğnenin kas içerisinde hareketi ile başlar, hareket
sonlandıktan sonra kısa bir süre (100 ms) daha devam edip
sonlanır. Giriş aktivitesinin alınmaması inceleme
altındaki kasın yağ yada bağ dokusuna
değiştiğinin işaretidir. İstirahat halindeki
diğer bir fizyolojik aktivite motor son plak faaliyetidir. İki
çeşittir: birincisi; iğnenin ucu motor son plak bölgesine denk
geldiğinde izlenen, temel çizgide düşük amplitütlü elektronegatif
salınımlar şeklinde olan son plak gürültüsü ve ikincisi;
bifazik, rasgele ateşlenen son plak dikenleri dir. Son plak gürültüsü ve
son plak dikenlerinin kaydedildiği iğne pozisyonunda hasta
şiddetli ağrı duyar.
İstirahat halinde
kaydedilen patolojik spontan faaliyet kas lifi veya sinir kökenli
olabilir. Kas lifi kökenli olanlar arasında pozitif diken ve fibrilasyon
potansiyelleri (Şekil 9); miyotonik boşalım ve kompleks
repetitif boşalım yer alır. Sinir kökenli olanlar ise
fasikülasyon, miyokimi ve nöromiyotonik boşalımlardır.
Şekil 9. Pozitif
diken ve fibrilasyon (denervasyon) potansiyelleri.
İstemli kası
sırasında kaslardan motor ünite potansiyelleri kaydedilir. Motor
ünite; bir ön boynuz hücresi (alt motor nöron), aksonu ve hareket emri
götürdüğü kas liflerinin bütününden oluşan fonksiyonel bir ünitedir.
İstemli kası sırasında ateşlenen motor üniteye ait kas
liflerinden, iğne elektrodun görüş alanı içerisinde kalanlar
üzerinde oluşmuş aksiyon potansiyellerinin toplamı motor ünite
potansiyeli dir (Şekil 10). Motor ünite potansiyellerinin
ölçülebilir parametreleri tanımlanmıştır (Şekil 11).
Potansiyelin temel çizgiyi terk ettiği nokta ile yeniden temel çizgiye
döndüğü nokta arasında geçen zaman motor ünite potansiyelinin süresi,
en yüksek elektronegatif tepe ile en derin elektropozitif çukur arasındaki
salınımın genliği motor ünite potansiyelinin amplitüdü,
temel çizginin iki tarafında kalan kısımlarının
sayısı faz sayısı olarak bilinir. Alt motor nöron ve
aksonuna ait hastalıklar (nörojen tutulum) ile kas lifi harabiyeti ile
seyreden hastalıklar (miyojen tutulum), motor ünite potansiyellerinin
ölçülebilir parametrelerini değiştirirler.
Şekil 10. Motor ünite ve motor ünite potansiyeli.
Şekil 11. Motor ünite potansiyelinin ölçülebilir parametreleri (EMG Simulator version 3.6).
Motor üniteler, ihtiyaç duyulan
kadar kuvveti üretmek için bir sıra ile kasıya katılırlar.
Hafif kası şiddetinden yüksek şiddetlere
çıkıldıkça ateşlenen motor ünitelerin sayısı ve
ateşlenme frekansları artar, ekran kalabalıklaşır; tam
kasıda ise ekran motor ünite potansiyelleri ile dolar ve temel çizgi
seçilmez olur (interferens girişim). Nörojen ve miyojen tutulum, motor ünitelerin
kasıya katılım ve interferens paternini
değiştirmektedir.
Nörojen tutulum modelinde, istirahatte
denervasyon potansiyeli olarak da bilinen pozitif diken, fibrilasyon
potansiyelleri kaydedilir. Alt motor nöron ve/veya aksonu dejenere olduğu
için hareket emri götürdükleri kas lifleri denerve kalmışlardır.
Bu patolojik süreç, işlevsel motor ünite sayısını azaltarak
motor ünitelerin kasıya katılımında boşluklar
yaratacak; interferens paternini seyreltecektir. Sağ kalan motor ünitelere
ait kas içi yerleşimli terminal aksonlar filizlenerek, denerve
kalmış kas liflerini yeniden innerve edecek (kollateral filizlenme
ile reinnervasyon), reinnervasyon yapan bu motor ünite alanında kas
lifleri yoğunlaştığı için bu motor ünitenin
potansiyeli daha yüksek amplitütlü, uzun süreli ve polifazik (Şekil 12)
olacaktır.
Şekil 12. Nörojenik
motor ünite potansiyeli (EMG Simulator version 3.6).
Miyojen tutulum modelinde, kas içi
terminal aksonların haraplanması veya motor son plak bölgesinde fokal
kas lifi harabiyeti gelişmesi yüzünden denervasyon potansiyelleri
kaydedilebilir. Kas lifi membranında eksitabilite artışı
ile seyreden kas hastalıklarında miyotonik
boşalımların kaydedilmesi tipiktir. Kas
hastalıklarında motor üniteler rasgele kas lifi kaybetmekte; bu
nedenle tek bir motor ünitenin hareket emri götürdüğü kas lifi
sayısı azalmaktadır ve bu motor üniteden kaydedilen motor ünite
potansiyeli de kısa süreli ve düşük amplitütlü olmaktadır (Şekil
13). Süreç çok kronikleşmedikçe motor ünite sayısı
değişmemekte ancak; motor ünite başına düşen kas lifi
sayısı azalmakta ve bu nedenle motor ünitelerin tek tek ürettiği
kuvvet azalmaktadır. Bu özellik kendisini, motor ünitelerin ihtiyaç
duyulan kuvveti üretmek amacıyla kasıya hep beraber,
hızlıca katılması şeklinde; yani erken ve tam
interferens olarak gösterir.
Şekil 13. Miyojenik
motor ünite potansiyeli (EMG Simulator version 3.6).
III SİNİR
KAS KAVŞAĞININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Sinir kas
kavşağındaki iletim ardışık sinir
uyarımı ve tek lif elektromiyografi ile test edilir.
Ardışık sinir
uyarımı, değişik frekanslarda arka arkaya verilen
supramaksimal uyarıma cevaben kaydedilen kas cevaplarının
genliklerindeki değişimi dikkate alan bir yöntemdir. Presinaptik
patolojilerin (botulizm, LEMS) tanısı için; periferik sinirler yüksek
frekanslı (20 Hz ve üzeri) ardışık uyarım ile
uyarılır ve kaydedilen motor cevap amplitüdünde %100ün üzerinde bir
artış (inkrement) olması istenir (Şekil 14).
Yüksek frekanslı ardışık uyarım ağrılı
olduğundan, istirahatte kaydedilen motor cevap amplitüdüne göre 10 saniye
maksimal kasılmayı takiben kaydedilen motor cevap amplitüdündeki
artışın %100ün üzerinde olması da dikkate alınabilir
(Şekil 15). Postsinaptik patolojilerin (miyastenia gravis)
tanısı için; fasyal sinir, aksesuar sinir ya da periferik sinirler 2
5 Hz frekanslarında ardışık uyarılır ve
kaydedilen motor cevap amplitütlerinde %10 ve daha fazla düşme
(dekrement) olması istenir (Şekil 16).
Ardışık sinir uyarımında izlenen patern (dekrement veya
inkrement) sinir kas kavşağındaki iletimin kusurlu olup
olmadığını ve hatta tutulumun presinaptik veya postsinaptik
tipte olduğunu göstermektedir. Ancak, yöntem yüksek özgünlükte olsa da
duyarlığı düşüktür.
Şekil 14. Lambert
Eaton miyastenik sendromu yüksek frekanslı ardışık
uyarımda İnkrement (A. Baslo).
Şekil 15. Lambert
Eaton Miyastenik Sendromu maksimal kası sonrası inkrement.
Şekil 16. Miyastenia
Gravis dekrement.
Sinir kas
kavşağındaki iletim kusurunu gösteren en duyarlı
elektrofizyolojik yöntem tek lif elektromiyografi dir. İstemli kası
sırasında yapılan tek lif elektromiyografi; aynı motor
üniteye ait farklı kas lifleri üzerinde oluşan aksiyon potansiyelleri
arasındaki sürenin; motor ünitenin bir ateşlenmesinden diğerine
olan değişkenliğini dikkate alır. Bu değişkenlik
jitter olarak tanımlanmıştır ve nöromüsküler iletimin
aksadığı durumda değişkenlik artar, jitter yükselir (Şekil
17). Çok duyarlı olan bu yöntem, iletim kusurunun presinaptik veya
postsinaptik olduğunu göstermede yetersiz kalmakta; bu ayırım
için uyartılmış tek lif elektromiyografi uygulanmaktadır.
Şekil 17.
İstemli kası sırasında yapılan tek lif EMG yüksek
jitter (miyasteni).
KAYNAKLAR